4. Ceza Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/14 E., 2016/185 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin şikayetçiye " Avukatım bu ac beni aradı gene açmadı sana dönen varmı bu konuda muasebe ... itiydi arayan olmadı ara sor nediyomuş arkadaş bnada bi donn." şeklinde mesaj gönderdiği iddiasıyla açılan davada sanığın kastının katılanın ismi geçen ve "... iti" olarak belirttiği mesajı katılana göndermeyi ve duyurmayı kast etmeden katılanın gıyabında kendi avukatına göndereceği sırada yanlışlıkla katılanın kendisine mesajı gönderdiği, işbu eylemin gerçekleşmesinde hata unsurunun bulunduğu gibi sanığın kastının ileti yoluyla katılana hakaret olmayıp en basit hali ile gıyapta hakaretin kast edilmiş olabileceği, ancak gıyapta hakaret suçunun unsurlarının oluşabilmesi için en az 2'den fazla kişi ile (3 kişi) birlikte ihtilat unsurunun oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine Yerel Mahkemece karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun Madde 30 “(1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.” düzenlemesine yer vermiştir. Burada yer verilen hata hali suçun maddi konusunda yanılma, yani tipikliğin objektif unsurlarına ilişkin yanılgıdır. Suçun konusu, fail ve mağdur, fiil, netice konusunda failin içine düştüğü yanlış düşünce, yargıcı, failin kastının bulunmadığı sonucuna ulaştıracak ise burdaki hata failin kastını kaldıracaktır. Fakat bu halde dahi bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır. Unsur yanılgısına düşen failin kasttan doğan herhangi bir ceza sorumluluğunun bulunmadığının kabul edilebilmesi, failin gerçekleştirmek istediği fiil gerçekleşseydi dahi bu fiil suç teşkil etmeyecekti denilebilmesine bağlıdı.
Failin gerçekleştirmek istediği fiilin suç oluşturmayacağı sonucuna ulaşıldıktan sonra, söz konusu eylemin taksirle de işlenebilen suç tiplerinden biri olması halinde yapılacak değerlendirme ise, failin hata sonucu gerçekleştirdiği sonuçtan dolayı taksirinin bulunup bulunmadığı olmalıdır. Failin taksirle hareket ettiği sonucuna ulaşılır ise taksirli eyleminden dolayı cezalandırılması söz konusu olacaktır.
Maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; “Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisinin ki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir. Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır” açıklamalarına yer verilmiştir.
Suçun mağduruna yönelik hata uygulamada ve öğretide kişide hata kavramı içinde değerlendirilmektedir. Burada failin gerçek iradesi ile gerçekleştirmek istediği eylem ile hata sonucu gerçekleştirildiği eylemin farklı olması halinde eylemlerin birbiriyle eşdeğer olup olmadığının bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Fiiller arasında eşdeğerlik varsa hata failin kastını kaldırmaz ve failin sorumluluğunu etkilemeyecektir.
Hata eşdeğer nitelikte değil ise failin bu hatası göz önüne alınacak, ancak hata sonucu eşdeğerlilik var ise failin kastını etkilemeyecektir.
Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup, unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması halinde sanığa ceza verilemeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, fiilin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Birinci fıkranın ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk halinin saklı bulunduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik veya dikkatsizlik sonucunda hataya düşülmesi, kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Örneğin, gerekli dikkat ve özeni göstermeden gece gördüğü karartıya av hayvanı olduğunu düşünerek ateş eden ve bir kişinin ölümüne neden olan fail, taksirle öldürmeden sorumlu olacaktır.”
Somut olayda sanık hakaret içeren mesajı avukatı yerine hata sonucu katılana göndermiştir. Mesajın katılana iletilmesi amacı taşımamaktadır. Suçun maddi konusunu oluşturan mağdurda hata yapılmasa idi yani mesaj mağdur yerine sanığın gerçek iradesine uygun olarak avukata gönderilseydi suç oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, avukata yönelik hakaret içeren söz bulunmadığı yine mağdura iletme kastı da bulunmadığından sanığın hatası olmasaydı eylem suç oluşturmayacağından mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.