7. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 07/02/2013
Numarası : 2012/76-2013/46
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Davacı temyizi yönünden; Davacı, davalının, 15.02.2011 tarihinde, 15 Yıl sigortalılık ve 3600 gün prim koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle kıdem tazminatı ve diğer yasal haklarını almak koşuluyla 18.02.2011 tarihinden itibaren işten ayrılmak istediğini belirttiğini ve 20.02.2011 tarihi itibarıyla işyerinden ayrıldığını, kendisine 22.04.2011 tarihinde 31.603,78.TL. ödendiğini, davalının işten ayrılmasını takiben kendisi gibi müvekkili şirkette çalışan M.. Ö.. isimli arkadaşı ile birlikte İzmir'de faaliyet gösteren rakip BSÇ Kimya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nde çalışmaya başladığını, müvekkili ile davalı arasındaki İş Sözleşmesinin 10. Maddesi ile; davalı işçiye iş sözleşmesinin devamı süresince ve iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesinden itibaren 1 yıllık süre boyunca işverenin ticari rakibi pozisyonundaki kişi ve kuruluşlara doğrudan ve dolaylı hizmet veremeyeceği yönünde rekabet etmeme yükümünü içerdiğini, buna rağmen BSÇ şirketinde ön planda bulunan davalının, 12 yıl çalışması nedeniyle tanıdığı müvekkili şirket müşterilerine numuneler dağıtarak yeni çalıştığı şirketle çalışmaya yöneltmesi ve müvekkilini zarara uğratması karşısında Rekabet Etmeme borcuna aykırı davrandığını iddia ederek; kıdem tazminatının iadesi, Rekabet yasağına aykırı eylemin durdurulması ve Cezai şart alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, Rekabet Yasağı Sözleşmesinin geçerli olabilmesi için süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırma olması gerektiğini, ayrıca işçinin iş sırlarını tanıması ve işin sırrına nüfuz ederek işverene zarar verecek eylemin söz konusu olması gerektiğini, ayrıca müvekkilinin hiçbir zaman emeklilik nedeniyle işten ayrılacağı yönünde bir açıklaması söz konusu olmamasına rağmen, Emre Ulufer'in bölüm müdürü olarak göreve başlamasından itibaren müvekkilini işten ayrılmaya zorlayan psikolojik tacizlerin başladığını ve bu kapsamda müvekkiline kıdem tazminatından yoksun kalacağı tehdidiyle sözleşme imzalatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının 4447 Sayılı Yasa ile eklenen 1475 Sayılı Yasanın 14/5. Maddesine göre 506 Sayılı yasadaki yaş koşulu dışında yaşlılık aylığına hak kazanmaya yönelik diğer koşulların gerçekleşmiş olması nedenine dayalı olarak kendisinin 20.02.2011 tarihinde davalı işyerinden ayrıldığı, 21.02.2011 tarihinde yasal haklarını aldıktan sonra, aynı işi yapan BSÇ Kimya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ile 25.02.2011 tarihinde iş sözleşmesi imzalayarak burada çalışmaya başlaması, iş sözleşmesinin feshinde dürüstlük kuralına aykırı olarak, feshin yeni iş bulma nedenine dayalı olarak yapıldığını, 1475 Sayılı Yasanın 14/5. Maddesi ile dolanılarak işverenin yanıltıldığını, bu nedenle davacının ödediği kıdem tazminatını, davalıdan geri isteme hakkına sahip olduğundan davalıya ödenen kıdem tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine rekabet yasağına aykırı eylemin durdurulması, Cezai şart taleplerinin unsurları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesinde iş mahkemelerinin görevi, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” olarak belirlenmiş olmakla, işçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
Türk Ticaret Kanununun 4 ve 5. Maddelerinde ticaret mahkemelerinin hangi davalara bakacağına ilişkin düzenlemede,
“Madde 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı belirlendikten sonra “c bendinde” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
Madde 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K./2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu bildirilmiştir.
Somut olayda, davalı işçi ile davalı işveren arasında düzenlenen rekabet yasağının ihlali davaları mutlak ticari dava olup, genel hükümlere göre ticaret mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
2- Davalı temyizine gelince; Davalı, davalı işyerinde 4.1.1999-15.2.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini yaş şartına bağlı olmaksızın emekli olmak amacıyla feshettiği, davacı işverenin emeklilik talebi ile ayrıldıktan sonra başka bir işyerinde işe girdiği için ödediği kıdem tazminatı olan 31.603,78.TL yi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettikten sonra çalımasının yasaya aykırı olmadığını, bu nedenle emeklilik nedeniyle fesih hakkının kötüye kullandığından bahsedilemeyeceğini ve kıdem tazminatını iadesinin talep edemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının, davacı işyerinde çalışmakta iken 15.2.2011 tarihinde emekli olmak amacıyla iş akdini feshettiğini, ancak kısa bir süre sonra başka bir işe başladığından bahisle “Yaş koşulu dışındaki diğer koşulları gerçekleştiren kişinin, kurumdan alacağı yazı ile bunu belgelendirerek işten ayrılabileceği ve kıdem tazminatı alabileceğine dair yasal düzenleme gerçekten bu niyetle hareket edilmiş olması şartına bağlıdır. Başka bir deyişle yeni bir iş bulduğu için ayrılan kişinin, yani davacının kıdem tazminatı talep etmesi mümkün değildir. Yasanın amacı işçiye ilave bir haklı fesih imkanı yaratmak değildir” gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4447 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda yiyecek içecek bölümü sorumlusu olarak çalışan davalı 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca onbeş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 16.3.2012 tarihli istifa dilekçesi ile işyerinden ayrılmıştır. İşyerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra, başka bir işverene ait işyerinde çalışmak üzere işe başlamıştır. Davalının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davalı, kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Hal böyle olunca, davalının, yasal hakkını kullanmış olması nedeniyle cezalandırılması sonucunu doğuracak şekilde ödenen kıdem tazminatının iadesine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.