2. Ceza Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yakınan ...'a ilişkin kurulan hükümde suç tarihinin 22.10.2009 yerine 15.06.2010 olarak yazılması yerinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası olarak kabul edilmiş, yakınan ...'a karşı hırsızlığa kalkışma eyleminin suç tarihine göre geceleyin 01.30'dan sonra işlendiği, katılan ...'e karşı hırsızlık eyleminin ise suç tarihine göre gece 19.37'den sonra işlendiği sabit olduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 143/1 maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından, yakınanlar ... ve ... ile katılan ...'e ait kilitli durumdaki araçlara karşı hırsızlık eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu halde aynı Yasanın 142/1-e maddesi ile uygulama yapılması ise sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK.nun 58/7 maddesi uyarınca sanıklar ... ve ... hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, cezalarının infazından sonra 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilerek infazın kısıtlanması,
2- Sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK.’nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar , diğer haklar yönünden ise hapis cezasının infazının tamamlanmasına kadar uygulanabileceği gözetilmeden, sanıkların TCK.nun 53/1-c maddesinde yazılı haklarından yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayrım yapılmadan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanıklar ... ve ... hakkında ''cezasının infazının tamamlanmasından itibaren sanığın 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına'' ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından tümden çıkarılarak yerine ''cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına'', yine ''sanıkların TCK.nun 53.maddesinde yazılı haklarından yoksun bırakılmasına'' ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından tümden çıkarılarak yerine, ''TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin koşullu salıverme tarihine kadar, 53/1 maddesinde yer alan diğer haklar yönünden ise hapis cezasının infazının tamamlanmasına kadar uygulanmasına '' karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/11/2012 gününde hırsızlık suçlarından oybirliğiyle mala zarar verme suçlarından oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı olması durumunda, ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği; çünkü somut olaylarımızda olduğu gibi sanıklar hırsızlık suçundan cezalandırılırken suçun konusunu oluşturan araçları (zarar gören kontak kilitleriyle birlikte) çaldıkları için zaten ceza almaktadırlar. Bu nedenle araçların kontak kilitlerini kırılması nedeniyle ayrıca mala zarar vermek suçundan hüküm kurulması halinde; sanıklar, mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan kırılan kontak kilidini (araçla birlikte) hem çaldığı için hemde kırdığı için olmak üzere iki kez cezalandırılmaktadırlar. Aslında bir malın çalınması, mala zarar verme suçundaki zarar kavramından daha geniş ve kapsamlı olarak zarar kavramını da içerisinde barındırmaktadır. Bu durumu biraz açacak olursak; her iki suç da 5237 Sayılı TCK.nun onuncu bölümünde "mal varlığına karşı suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir. İki suçunda koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Tamamlanmış tipik bir hırsızlık eyleminde sanık, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise sanık, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip edip, yok edip, bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda sanık suça konu malı alıp götürmek suretiyle tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda mağdur yönünden artık bunun ötesinde daha fazla bir zarar olasılığı bulunmamaktadır. Sanıkta bu eyleminin karşılığı olarak 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesindeki kriterler gözetilerek hırsızlık suçundan cezalandırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise, sanık çoğu zaman malın tamamını ortadan kaldırmamakta, tahrip etmek suretiyle kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirmektedir. iki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta sanık faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda, mağdura zarar verme saiki ile hareket etmektedir. Ancak iki suçu bir birinden ayıran sanığın bu saikinin, korunan hukuki yarar/değer yönünden bir önemi olmadığı için, somut olayımızda olduğu gibi, suça konu aracı kapı kilidinin kırılmak suretiyle çalınmasında; suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zararda aracın çalınmasıdır. korunan hukuki yararda mağdurun mal varlığı/otomobilidir. Bu nedenle en ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan ceza verilmekle yetinilmelidir.
Mağdurlar yönünden suça konu araçların kontak kilitlerini kırılarak çalınması ile kırılmadan çalınması arasında bir fark olmadığı gibi, aracın tamamen çalınarak uğratılmış olduğu zarar dışından, ayrıca korunacak bir hukuki yararları veya aracın çalınma biçimine ilişkin korunacak hukuki bir değerde sözkonusu değildir. Bu nedenle sanıkların araçları çalmak amacıyla araçlara zarar vermeleri eylemlerinin ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yerel mahkemenin yazılı şekilde hırsızlık suçlarının yanı sıra mala zarar verme suçlarından mahkumiyet kararı vermesi yanlıştır.
Bir kısım yazarlar, 5237 sayılı TCK.nun 142/4. maddesinde“ (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.6.md) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz” biçimindeki düzenlemeye göre sanığın, suça konu aracı çalmak için aracın camını kırması, kapısını veya kapı kilidini aletle zorlayarak kırıp veya zarar vererek açması biçimindeki eyleminin, malı çalmak için yapılmış olması halinde ayrıca mala zarar verme suçunun da oluşturduğu ileri sürülmekte ise de; maddenin düzenleniş biçimi irdelendiğinde yeni bir suç düzenlenmediği açıktır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı iki suç yönünden, şikayet koşuluyla ilgili olarak istisnai bir düzenleme yapmıştır. Aslında anılan madde Yasaya konulmadan öncede hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığını ihlâl veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlarında oluştuğu, yerel mahkemelerce ve yüksek Yargıtay tarafında kabul edilmiş olup, halen uygulama da bu şekilde devam etmektedir. Örneğin, aracın camı kırılıp içerisinden teyp veya çantanın çalınması, konut veya işyerinin kapı veya kilidi kırılarak içeriden eşyanın çalınması hallerinde, ayrıca mala zarar verme suçunun da oluştuğu tartışmasız kabul edilmektedir.
Ancak tartışma konumuz yukarıda da açıkladığımız gibi bu durumdan farklıdır. Hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması, başka bir ifadeyle sanığın, çalmak istediği veya çalmış olduğu malı, bulunduğu yerden aldığı sırada zarar vermesi halinde ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Örneğin sanığın, kapısı açık aracın kontak kilidini bozarak veya kırarak düzkontak yapıp aracı çalması, aracın teybini yerinden çıkardığı sırada teybin düğmesini veya baş kısmını kırarak teybi çalması veya yakınanın omuzundaki çantanın sapını hissettirmeden keserek çantayı çalması biçimindeki eylemlerinde, ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilip verilemeyeceğidir. Bu örneklerde de olduğu gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının konusu aynı mal olup korunan hukuki yarar tektir. Daha ağır ceza içeren hırsızlık suçundan ceza verilmesiyle yetinilmelidir.
Bu nedenlerle sanıkların, suça konu araçların kontak kilitlerini kırıp düzkontak yaparak çalmaları biçimindeki eylemleri nedeniyle, hırsızlık suçlarından mahkumiyet kararı verilmesiyle yetinilmesi gerektiğini, ayrıca mala zarar verme suçlarından mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun, mala zarar verme suçlarından kurulmuş olan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyoruz.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.