11. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TARİHİ : 11.03.2016
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket hakkında taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davalı şirkete gerçekte borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin strafor üretimi ve satışı yapan bir şirket olup, 2013 yılı içerisinde müvekkili şirketin işlerinin kötüye gitmeye başladığını, çok kısa bir süre içerisinde bir çok icra takibi ve haciz baskısı altında kaldığını, borçları ödemek amacıyla ticari faaliyete devam edildiğini, davalı şirkete ve bir kısım alacaklılara borçların ödendiğini, icra takibinde diğer borçlu olarak yer alan Çeltikler şirketinde müvekkil şirket temsilcisinin eskiden ortak olup, babası ...'e ait bir şirket olduğunu, bir dönem temsilci ...'in temsili olarak küçük bir hissesi bulunduğunu, şu an bu şirketle hiçbir ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirket haciz baskısı altında olduğundan, davalı şirkete hem güvence olması açısından, hem de ticari işletme rehnine konu makine ve teçhizatların, alacaklılar tarafından haciz ve muhafazasını yanaşmamalarını sağlamak ve kullanmaya devam edebilmek için, icra takibine konu ticari işletme rehin sözleşmesinin düzenlendiğini, rehin sözleşmesi düzenlendikten sonra ...'in, Çeltikler şirketinin de davalı şirkete olan bir kısım borçlarını, strafor göndererek ödemek istediğini belirttiğini, davalı şirket yetkililerinin de gönderilen straforların vergisel anlamda problem yaratabileceğini, olası bir vergi denetimi sırasında maliye çalışanlarına gösterebilmek adına bir kefalet sözleşmesi düzenlemesini istediklerini, bu sayede gönderilen straforların bir ticaretin karşılığı olarak değil başka şirkete ait bir borcun ödemesi olarak gösterileceğini, imzalanan sözleşmenin hukuksal anlamda birşey ifade etmeyeceğini düşünen müvekkil temsilcisinin söz sonusu belgeleri düzenleyip imzaladığını, daha sonra da bu sözleşmelerin davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak icra takibine konu edildiğini, davalı tarafından ticari işletme rehninin bir parçasıymış gibi değerlendirilen bu belgelerin kanunen geçerliliği bulunmadığını, müvekkili şirketin, davalı şirkete olan eski borçları da takip tarihinden çok önce ödenmiş olduğundan davalı şirkete başkaca borcu da kalmadığını ileri sürerek... 2.İcra Müdürlüğünün 2016/868 sayılı dosyasından müvekkili şirketin, davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından düzenlenen kefalet taahhüdü ile taşınır işletme rehin sözleşmesinin yasal şartlara haiz olmaması nedeniyle geçersiz olduğu yönündeki iddiaların hukuki ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf davalı tarafa haciz baskısı olduğundan ve güvence olması bakımından ticari işletme rehnine konu makine ve teçhizatların hacizden kurtarılması adına ticari işletme rehni sözleşmesi ile rehin verildiğini, yine davalı tarafın talebi ile kefalet sözleşmesi düzenlediklerini, ticari işletme rehninin kanuni şartlara haiz olmadığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin de kanuni şartlara haiz olmadığından geçerli bir sözleşme olmadığını beyan edip, belirtilen rehin ve kefalet sözleşmesi nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespitini istese de konuya ilişkin alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından verilen ticari işletme rehninin ve kefalet sözleşmesinin yasal şartlara haiz olduğu, davacı tarafın özgür iradesi ile verildiği, iradeyi sakatlayan hallerin bulunmadığı, davacı tarafın tacir olduğu, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, her ne kadar incelenen ticari defterlerde davacı şirketin davalıya borcu görünmese de davacı taraf defterlerinin mahkemeye usulüne uygun ibraz edilmediği, davacı tarafın bu defterlere delil olarak dayanamayacağı, yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğunu iddia eden davacı tarafın yazılı sözleşme karşısında muvazaa iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada bu ispatın yapılmadığı, davacı şirket ile dava dışı Çeltikler Demir Çelik İnşaat Tic. A.Ş'nin aynı aile mensubu kişiler tarafından kurulan, aralarında organik bağ olan şirketler olduğu, yapılan incelemelerde Çeltikler Demir Çelik A.Ş'nin davalı tarafa 505.744,31 TL alacağının olduğunun tespit edildiği ticari hayatın içinde olan davacı şirketin durduk yere davalı tarafa ticari işletme rehni ve kefalet vermesinin olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından ticari işletme rehninin bir parçasıymış gibi değerlendirilen belgelerin kanunen geçerliliği bulunmadığını ticari işletme rehninin sicil çevresindeki bir noter tarafından tanzim edilmesi zorunluluk olup bu sözleşmeye değişiklik getiren sözleşmelerin de noter tarafından tanzim edilmesinin de kanuni bir zorunluluk olduğunu, müvekkili şirket adına imzalanan sözleşmelerden birisinin bilgisayarda yazılarak düzenlendiğini, geçerliliğinin bulunmadığını, kefalet başlıklı belgenin de hukuken geçerliliği bulunmadığını, müvekkili şirketin davalı şirkete olan eski borçları da takip tarihinden önce ödenmiş olduğundan davalı şirkete de bir borcu kalmadığını, yerel mahkeme kararının gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın da tacir olarak ağır yükümlülükler getiren yeni sözleşmeyi noter huzurunda yapılmasını sağlaması gerektiğini, müvekkili şirket defterlerine delil olarak dayanma imkanı bulunmasa dahi, davalı şirket defterlerinin de iddialarını doğruladığını ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından ticari işletme rehninin bir parçasıymış gibi değerlendirilen bu belgelerin kanunen geçerliliği bulunmadığını, ticari işletme rehninin sicil çevresindeki bir noter tarafından tanzim edilmesi zorunluluk olup, bu sözleşmeye değişiklik getiren sözleşmelerin de noter tarafından tanzim edilmesinin de kanuni zorunluluk olduğunu, müvekkil şirketin adına imzalanan sözleşmelerden birisinin bilgisayarda yazılarak düzenlendiğini, bu sözleşmenin geçerliliği bulunmadığını, kefalet taahhüdü başlıklı müvekkil şirket yetkilisi ... tarafından düzenlenen sözleşmenin ise açıkça... Tapu Müdürlüğünün 15.11.2013 tarihli 17820 yevmiye nolu ipotek akit sözleşmesi ve... 4. Noterliğinin 25.11.2013 tarihli 7877 yevmiye nolu rehin sözleşmesine bağlı olarak düzenlendiğinden, yine bu belgenin de usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenmiş olup hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, müvekkili şirketin, davalı şirkete olan eski borçları da takip tarihinden çok önce ödenmiş olduğundan davalı şirkete başkaca borcu da kalmadığını, davalı yan defterlerinde yapılan incelemelerde de, davalı şirketin müvekkil şirketten alacağına rastlanmadığını, müvekkil şirket defterlerine delil olarak dayanma imkanı bulunmasa dahi, davalı şirket defterlerinin de iddialarını doğruladığını ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.