10. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1990 E., 2022/2213 K.
DEVRALAN : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 13.02.2015
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/382 E., 2018/70 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili vakfın kuruluş senedine göre davalı İmar Bankası personeli için kurulmuş bir sandık olduğunu, vakıf senedi kapsamında üyelerin sağlık giderlerinin ödenmesinden müflis davalının sorumlu olduğunu, davalı bankanın ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2005 tarihinde iflasına karar verildiğini, bankanın iflasından sonra üyelerin sağlık giderlerinin iflas ile sona eren edimlerden olmadığını, 2006/11-2007/2 ayları arasında yapılan bu harcamalardan doğan müflis borçlarının masa borcu kapsamında olduğunu, ancak iflas idaresinin bu giderleri masa borcu olarak kabul etmediğini belirterek iflas idaresinin kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, iflas tarihine kadar personelin malullük, yaşlılık, ölüm ve iş kazaları sigorta primlerinin sandığa 31.08.2005 tarihine kadar ödendiğini, personelin tamamının iş akdinin flas ile feshedildiğini, alacakların 19.06.2006 tarihinde masaya kaydedildiğini, taahhütnamenin borç altına sokacak nitelik taşımadığını, emekli personel yönünden talepte bulunulamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Masa alacakları( borçları ), iflas açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa ( yani masa adına iflas dairesi veya idaresi) tarafından yapılan borçlardır. Dava konusu alacak bu nitelikte olmadığından ve masa alacağı olarak masaya kaydı istenemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, kararın davalının vakfeden sıfatıyla üstlendiği vakıf senedi ile bağdaşmadığını, müflis bankanın vakıf kuruluş senedi ile üstlendiği, vakfın tatbikat statüsüne konu edilen ve davalının 29.12.1965 tarihli taahhüdü ile yinelenen yükümlülüğün iflas ile sona erebilecek bir edim olmadığını, davalının çalışanlarının çalışma süreleri içinde sosyal güvenlik haklarına ilişkin primlerinin risk gerçekleştiğinde fiilen karşılığı tutarı ödemesi kaydıyla ödenmeyip kendisinde tuttuğu fonlar nedeniyle vakıf aleyhine zenginleştiğini, dolayısıyla kendisinde kalan fonlar nedeniyle üyeler yaşadıkça, yaşamları süresince sağlık giderlerini ödemekle yükümlü olduğunu, borçların iflasın açılmasından önce değil sonra oluşan borçlar olduğundan masa borcu kabul edilerek ödenilmesi gerektiğini, bu yönde emsal kararlar da bulunduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "...Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında belirtildiği üzere bir alacağın masa alacağı olması için,iflas idaresinin yaptığı ve yaptırdığı işlerden doğması,iflas idaresinin bizzat yaptığı veya devamına izin verdiği sözleşmeden doğması,masanın sebepsiz zenginleşmiş olması veya iflas masasının haksız fiilinden kaynaklanması gerektiği,İmar Bankasının 02.07.2003 tarihinde bankacılık faaliyetlerinin durdurulduğu, idaresinin TMSF'ye devredildiği, banka hakkında verilen iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği, müflis banka çalışanlarının iş akitlerinin 31.08.2005 tarihinde feshedildiği, iflas idaresi ile çalışanlar arasında 01.09.2005 tarihinde yeni bir iş sözleşmesi yapıldığı, bu tarihten sonra sağlık güvencesinin SGK tarafından karşılandığı, iflas masasının müflis banka tarafından iflas öncesi yapılan sözleşmeyi devam ettiremeyeceği yönünde iradesini ortaya koymuş olup 01.09.2005 tarihinden sonra iflas masasından 29.12.1965 tarihli sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı,Mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, vakfı senedi ve taahhütname gereği davalının bu borçtan sorumlu olduğunu, davalının kendinde tuttuğu fonlar nedeniyle Vakıf aleyhine zenginleştiğini, bu fonların masa malvarlığını artırdığını, sendein 4 ncü maddesi gereği bu borcu ödemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iflas sonrası müflis banka çalışanlarının sağlık giderlerinin masa alacağı olarak kabul edilip edilmeyeceği ile talebin reddine dair iflas idaresi kararının iptal edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 248 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.