14. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 9.6.2006 gününde verilen dilekçe ile muhtesatın tespiti ve beyanlar hanesine yazılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 16.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, tayin olunan 3.4.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... ile karşı taraftan davalı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz üzerindeki muhtesat aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine yazılması isteğine ilişkindir.
Davacı 854 ada 1 parsel sayılı taşınmazı önceki maliklerinden haricen satın aldığını, üzerine üç katlı bina yaptığını, taşınmaz mülkiyetinin hükmen davalı idare adına tescil edildiğini ileri sürerek binanın kendisine ait olduğunun tespiti bu hususun tapuya yazılmasını istemiş, mahkemece muhtesatın Kadastro Kanununun 19.maddesi uyarınca ancak kadastro uygulaması sırasında tapuya yazılabileceği, eda davası açılabilecek durumlarda da tespit istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taşınmazın davalı idare tarafından ihale yolu ile satışa çıkarıldığını, kendisine ait olan evin de satılacağını bu nedenle tespit istemekte hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2.maddesine göre taşınmaz mal üzerinde maliki olanından bir başkasına veya paylı mülkiyete tabi ise paydaşlardan sadece birine ait muhtesat bulunması halinde muhtesat sahibinin, muhtesatın ne olduğunun (cinsinin), iktisap sebebinin tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi olanağı vardır. Ancak bu hükmün mahkemenin de gerekçesinde gösterdiği gibi Kadastro Kanununun 33.maddesinde sayılan ve bu kanunun uygulanması olanağının bulunmadığı hallerde uygulanacak maddeler arasında gösterilmemiştir. Mahkemenin beyanlar sütununa yazım isteminin reddi açıklanan nedenlerle yerindedir.
Davacının muhtesatın kendisine ait olduğunun tespiti isteminin de reddi ise yerinde görülmemiştir. Şöyle ki;
Tespit davası genel olarak "Bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine dair olan davadır." şeklinde tanımlanabilir. Tespit davalarına ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İcra İflas Kanununun 72.maddesinde tespit davasından söz edilmiş, ayrıca bazı hallerde maddi hukuk tespit davasını bizzat düzenlemiş olabilir. Bu hallerde tespit davası yasal düzenlemedeki koşullarda incelenerek sonuçlandırılır. Açıklanan bu ayrık durumlar dışında, davalının bir şey yapmaya, vermeye veya belirli şeyleri yapmamaya mahkum edilmesi istemli eda davaları ile davacının mevcut bir hukuki durumunun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istediği inşai davalara ilişkin yasal düzenlemeler pozitif hukukumuzda yer almasına rağmen, tespit davalarına ilişkin genel bir yasal düzenleme Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda yer almaması nedeniyle tespit davalarının dinlenip dinlenemeyeceği uygulamada ve doktirinde tereddütlere yol açmıştır (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul, 2000 s.324 vd. Baki Kuru, Tespit Davaları, Ankara 1963 s.12 vd.).
Gerçekten, eda veya inşai dava açılması olanağının bulunmadığı yada bu tür davalarla hukuki korumanın sağlanamayacağı haller söz konusu olabilir. Diğer bir anlatımla, davacının bir hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yararının bulunması halinde bu hukuki ilişkinin tespitini isteme olanağı bulunmalıdır. Aslında eda davasının içinde tespit istemide yer almaktadır. Davalı aleyhine eda hükmü kurabilmek için öncelikle hukuki ilişkinin tespiti zorunludur. Eda davasında verilen hüküm iki aşamalı olup tespit ve edayı içermektedir. Ancak az yukarıda da değinildiği gibi hak sahibinin her zaman eda davası açması koşulları bulunmayabilir. Bu nedenlerle doktirinde kabul edildiği gibi uygulamada da tek başına açılan tespit davalarının dinlenebileceği kabul edilmiştir. Bu husus "Tespit davası da eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit
davası açılabilir...." şeklindeki 7.7.1965 tarih 1965/5-1965/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtilmiştir.
Görülüyor ki, artık uygulamada davacının bir hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun tespiti istemiyle dava açabileceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, tespit davasının dinlenebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekir. Bunlar yanlar arasındaki hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkinin varlığı yada yokluğu hususunda davacının hukuki yararının bulunması zorunluluğudur.
Yukarıdan beri açıklanan tüm bu olgular birlikte değerlendirilerek somut olaya döndüğümüzde, davacının mülkiyeti sonradan davalıya geçen taşınmaz üzerinde 3 katlı evinin bulunduğu çekişmesizdir. Şimdi davalı idare taşınmazı ihale yolu ile satışa çıkarmıştır. Taşınmazın üzerindeki muhtesatla satılması davacının durumunu doğrudan etkileyecektir. Davacının taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ait olduğunun diğer bir anlatımla, taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğindeki muhtesatın mülkiyetinin kendisine ait olduğu şeklindeki hukuki ilişkinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemenin, muhtesatın aidiyetinin tespiti ve beyanlar sütununa kayıt edilmesi şeklinde objektif dava birleşmesi yoluyla ileri sürülen istemler değerlendirilirken muhtesatın aidiyetinin tespitinin eda davası sırasında ileri sürülebileceği şeklindeki kabulü tüm bu gerekçelerle doğru değildir. O halde mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatarına geri verilmesine, 3.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.