13. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka nezdinde kredili mevduat hesabının bulunduğunu, borçları nedeni ile hesabının kapandığını öğrenince tüm borçlarını ödediğini, tarafına bu borçların tahsili için bir ihtar da gönderilmediğini, başka bankalardan kredi talebinde bulunduğunda, merkez bankasının negatif kredi listesinde olduğunu öğrendiğini, davalının kusuru nedeni ile bu listeye dahil edildiğinden kişilik haklarının da zedelendiğini ileri sürerek, 20.000 YTL. manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı banka tarafından mahkemeye bildirilen yazı cevabında; davacıya kat ihtarının bila tebliğ iade edildiği ve borcunu 2.1.2008 ve 18.1.2008 tarihinde ödeyerek kapattığını, ödeme olduğu için aleyhine icra takibi başlatılmadığını ve merkez bankasına bildirimde bulunulmadığını bildirmiştir. Ancak davacı tarafından ibraz edilen 26.2.2008 tarihli Merkez bankası yazısında, davacının ....den kullandığı ferdi krediye ait borcunu zamanında ödemediği için aralık 2007 döneminde takibe alındığı, daha sonra bu borcu ocak 2008’de ödediği tahsil bildiriminin de ilgili bankaca merkez bankasına bildirildiği, ve bu bildirimlerin sisteme katılan tüm bankalara ilgili dönemler itibariyle duyurulduğu, sistem içinde merkez bankasının işlevinin bankalar tarafından bildirilen kredi borçlularına ait kimlik bilgilerinin diğer bankalara iletilmesi ile sınırlı olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, şahsi haklarına bir tecavüzün bulunmadığı, davacının kredi ödemelerini geciktirdiği, merkez bankasına da bir bildirimin bulunmadığının açıklandığı, gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir.
30 Haziran 2001 gün, 24448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bankalarca Karşılık Ayrılacak Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre bankaların "Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı"na ve/veya "Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabı"na intikal ettirdikleri ferdi kredi ve kredi kartları alacaklarına ait özel şahıs borçlularının temel kimlik bilgilerinin merkezileştirilmesine ilişkin esasları düzenleyen Negatif nitelikli kredilere ilişkin olarak çıkarılan genelge hükümlerinde; “ bildirimler, bankalarca her ay sonu itibariyle, bir sonraki ayın ilk on günü içerisinde yapılacak, bu süre içerisinde bildirimde bulunmayan veya geç bildirimde bulunan bankalara Bankamızca geri bildirimde bulunulmayacaktır. Tahsil bildirimi yapılmış kayıtlarda, 3 takvim yılını, takip bildirimi yapılmış ancak tahsil bildirimi olmayan kayıtlarda ise, 5 takvim yılını, doldurmuş olan negatif nitelikli ferdi kredi ve kredi kartları bildirimleri kendi kayıtlarımızdan silinecek ve silinmeye ilişkin uygulama yukarıda belirtilen süre ayrımı esas alınmak suretiyle sürdürülecektir “ düzenlemesi getirilmiştir. Davalı bankaca merkez bankasına bir bildirimde bulunulmadığı açıklanmışsa da, merkez bankasının davacıya hitaben yazılan yazısında bildirimin bulunduğunun açıklandığı görülmüştür. Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan genelge hükümleri de gözetilerek, davalı banka tarafından usulüne uygun bir bildirimin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davalı banka tarafından davacının merkez bankasına haksız bildiriminin varlığı halinde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılarak davacının uygun bir manevi tazminata hak kazandığı gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Aksine düşüncelerle, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.