19. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller T.... Bankası T.A.O., ... A.Ş.,T. ... Bankası A.Ş.,T. ... Bankası A.Ş. ve T. ... Bankası A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece başvuran üç şirketin grup şirketleri olduğu, tek merkezden yönetildiği, bu itibarla birlikte dava açabilme şartlarının mevcut kabul edildiği;
Küresel ısınma nedeniyle çiftçilerin yeterli ürünü alamamalarına bağlı olarak, tarım sektöründe çalışan her üç şirketin zor durumda kaldığı;
Borçlarının % 95’inin banka kredisine dayandığı; alınan bilirkişi raporuna göre ... Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin 5.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve kısa vadede nakde çevrilebilecek değerlerinin kısa vadeli borçlara oranının % 55,68 olduğu, ... Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin 1.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve aynı oranın %48,58 mertebesinde olduğu, ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin ise borca batık bulunmadığı;
Şirketlerin erteleme tedbirleri kapsamında tasarruf edecekleri para ile oluşan likiditeyi hammadde alımında kullanacağı, 2.400.000,-TL.lik stokların işlenerek 6.000.000,-TL.ye satılacağı; 2009 yılı için beklenen KDV iadesinin şirketlere nakit girişi sağlayacağı, yapılan sözleşmelere göre 2009 yılında 14.568.000,-TL satış taahhüdünün alındığı ve %30 kârlılıkla 7.500.000,-TL.nin aktife katılmasının beklendiği; dört banka ile borcun yapılandırılması için protokol yapıldığı ve toplam 22.302.057,22 TL. borca karşılık elde edilecek 23.205.854,66 TL. girdi ile şirketlerin iflas etmekten kurtulacağı gerekçesiyle borca batık durumda olmayan ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin erteleme isteminin reddine; ... Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile ... Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm müdahiller T. ... Bankası TAO., ... AŞ., T. ... Bankası AŞ. ... Bankası A.Ş. Ve T. ... Bankası AŞ. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Birden çok sermaye şirketin aynı dilekçe ile iflas erteleme talebinde bulunması mümkün olduğundan, temyiz edenler vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddi gerekmiştir.
2- İflasın ertelenmesi için istemde bulunan şirketin borca batık olması, fevkalade mühletten yararlanılmamış bulunması ve iflas halinden ne şekilde kurtulunacağını gösteren ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesinin mevcudiyeti gerekir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesinde borca batıklık; şirket aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi şeklinde tanımlanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise yasanın aradığı inceleme yerine, “kısa vadede nakde çevrilebilir değerler” ile “kısa vadeli borçlar” değerlendirilmiştir. Bu hesaplama tarzı ve bu şekilde yapılacak oranlama, bazı durumlarda ödemelerin tatil edilip edilmediğinin belirlenmesinde kullanılabilirse de, yukarıda açıklandığı üzere, yasanın aradığı borca batıklık bilânçosu kavramını karşılamadığından, mahkemece Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesi hükmüne uygun biçimde borca batıklığın tesbiti gerekir.
İyileştirme projesinde sermaye artırımından söz edilmişse de, bu konuda dosyaya yansıyan herhangi bir ... bulunmamakta; aksine her üç şirketin sermayesinin tamamının da ödenmediği anlaşılmaktadır. Sermaye koyma borcu yerine getirilmeden, iflasın ertelenmesinin talep edilmesi halinde, projenin ciddilikten ve inandırıcılıktan uzak olduğunun, şirket yönetiminin iyi niyetli sayılmadığının kabulü gerekir. Bu kapsamda müdahil T. ... Bankası AŞ vekilinin 27.06.2009 tarihli dilekçeyle, şirketlerin değerli taşınmazlarının davadan kısa bir süre önce muvazaalı biçimde davacılar vekiline satıldığı ve bu tasarrufların iptali için davalar açıldığı ileri sürülmüşken, bu iddianın değerlendirilmemesi de doğru değildir.
Şirketlerin bölge müdürlüklerinin kapatıldığı ve küçülmeye gidildiği belirtilmiş, ancak daraltılmış yönetim sistemi içinde satış hedeflerine ne şekilde ulaşılacağı; kapasitenin en üst seviyede nasıl değerlendirileceği de somut verilerle açıklanmamıştır.
Şirketler iflasın ertelenmesini talep ederken, her üç şirketin kullanılan krediler bakımından birbirine kefil olduğunu bildirmişlerdir. Borcun %95’inin banka kredisi olduğu tartışmasız iken hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kefaletlerin ne şekilde değerlendirildiği ve 750.000,-TL sermayeli ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin bu kefalet yükü altında iken, borca batık olmadığının hangi muhasebe kriterlerine göre belirlendiği de Yargıtay denetimine açık biçimde açıklanmamıştır.
İyileştirme projesinde stoklarda 2.543.680,-TL tutarında mal bulunduğu, bu malların hammadde darlığından %40, kur farkından %20 oranında değer kazanacağı ve bunun da işletme sermayesi olarak kullanılacağı belirtilmişse de, piyasa darlığı ve kur farkının bu oranlarda olacağının ne şekilde garanti edildiği; olası daralma ve kur farkının giderleri ve sair maliyet kalemlerini de etkileyip etkilemeyeceği rasyonel biçimde açıklanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece alınacak ek raporla yasanın aradığı biçimde borca batıklık incelemesinin yapılması ve borca batıklığın sabit olması halinde, projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının gözetilmesi suretiyle bir karar verilmek gerekirken, eksik ve hatalı inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının oyçokluğu ile REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 31.03.2010 gününde karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY YAZISI-
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabullerine ilişkin görüşlerine katılamıyoruz. 31.03.2010
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.