22. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile genel ve bayram tatili ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat...... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevabında, yurtdışı tır şoförü olarak çalışan davacının yönetmelikle belirlenen yaş haddi sebebiyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, tüm haklarının hesaplarına yatırıldığını, takas mahsup taleplerinin bulunduğunu, çalışma saatlerini kendisi ayarladığından fazla mesai ücreti talep edemeyeceğini, emeklilik sebebiyle daha önce isitfa ederek ayrıldığı dönemin hesaba katılamaması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalar göre alacakların kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir Kıdem tazminatına esas alınması gereken süre konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı gözönüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının şartları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir.
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmüne göre yürürlülüğü devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
Aynı maddede işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem 10 yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Dosya içeriğinden davacının 13.09.1993 tarihinde işe girdiği, 27.06.2002 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldığı, bu döneme ait kıdem tazminatını da 04.09.2002 tarihli belge ile aldığı ve yeniden 01.07.1999 tarihinde işe girerek fesih tarihine kadar Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyerek çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabilmesi için zorunlu olarak işyerinden ayrılması gerektiği açıktır. Davacının kıdem tazminatını da alarak 27.06.2002 tarihinde iş sözleşmesini emeklilik sebebiyle sona erdirdiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çalışmayı emeklilik sebebiyle sona erdiren davacının bu dönemin kıdem tazminatını da almasına göre artık emeklilik öncesi dönemin tasfiye edilmiş sayılması gerekir. Bu dönem için davacı emekli olduğu tarihteki ücret ve hizmetine göre yapılan ödemenin varsa eksikliği konusunda talepte bulunabilir. Ancak böyle bir durumda davalı tarafın zamanaşımı def'inin de değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda emeklilik öncesi sürenin de birleştirilerek kıdem tazminatı hesabı yapılması hatalı olmuştur. Davacının kıdem tazminatı hesabı yapılırken emekli olduktan sonra yeniden işyerine girerek çalışmaya başladığı tarihten iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar olan sürenin dikkate alınmasın gerekir.
Mahkemenin kabulüne göre de davacının ıslah dilekçesi ile artırdığı miktarın üzerinde talebin aşılarak hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasınan karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.