22. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak feshin haklı ve geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatmama tazminatının sekiz aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. 4857 sayılı Kanun'un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlığını taşıyan 25. maddesinin son fıkrasına göre işverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda ise fesih bildiriminin yazılı yapılması şartı aranmaz.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya yetersizliği ile ilgili bir nedenle feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsatı verilmelidir. İş Kanununun 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartları gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz fesih hakkını kullanırken savunma alma zorunluluğu sözkonusu olmayacaktır.
Somut olayda, davacı işçinin iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca işçi davranışına bağlı geçerli neden bulunduğu iddiasıyla feshedilmiştir. Dava dilekçesinde, feshin 05.10.2012 tarihinde sözlü olarak yapıldığı ve işyeriyle ilişiğin aynı tarihte kesildiği iddia edilmektedir. Keza davacı, Tire Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde de, 05.10.2012 tarihinde toplanan işveren yönetim kuruluna kendisinin de çağrıldığını ve iş sözleşmesinin feshedildiği beyan etmiştir. Gerçekten de, işverence dosyaya sunulan kooperatif karar defterinin incelenmesinden, 05.10.2012 tarih ve 30 sayılı kararla "...personelimiz ...'ün iş aktine İş Kanunu'nun 18. maddesi gereğince son verilmesine" şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin işverence eylemli olarak feshedildiği 05.10.2012 tarihi itibariyle davacının savunması istenmediği gibi, yazılı bir fesih bildirimi de yapılmamıştır. Buna karşılık işverence, anılan noksanlıkların fesih tarihinden sonra giderilmeye çalışıldığı, 19.10.2012 tarihinde işçiden savunma istenmesine ilişkin yazı düzenlendiği ve 31.10.2012 tarihinde yazılı fesih bildiriminin noter vasıtasıyla keşide edildiği anlaşılmaktadır. Anılan nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19.maddesine göre, iş sözleşmesinin işçinin davranışı ile ilgili bir nedenle feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı işçiye savunma fırsatı verilmediği ve fesih tarihinde yazılı fesih bildiriminin yapılmadığı anlaşılmakla fesih geçersizdir. Davanın 05.11.2012 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının işveren vekili veya yardımcısı konumunda olmayıp iş güvencesi kapsamında bulunduğu da anlaşılmaktadır. Mahkemece, esasen bu gerekçe ile feshin geçersizliğine karar verilmesi gerekmekte ise de, karar sonucu itibariyle doğrudur.
Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; sözkonusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası,6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen sendikal sebeple yapılan fesihlerdir. Anılan maddeye göre feshin sendikal sebebe dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre sözkonusu tazminatın davacının sekiz aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Davacı işçinin kıdemine ve fesih sebebine göre, anılan tazminatın davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin beş aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 24,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubuyla bakiye 3,15 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 98,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.