4. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 15/05/2018 tarih 2016/9463 esas, 2018/4166 karar sayılı ilamında özetle “Davanın rücuen alacak nedeniyle yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalının, yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumlu olduğu, davalının....İş Mahkemesinin 2010/833 esas sayılı dosyası ile takdir edilen zararın tamamından sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, bu nedenle, tarafların somut olaydaki kusur ve sorumluluk durumunun uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenmesinin ardından varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken,eksik inceleme ile davacının ödediği miktarın tamamından davalının sorumlu olduğu varsayılarak karar verilmiş olmasının doğru görülmediği” hususlarına değinilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bankalar hukukunda uzman ve SGK hukukunda uzman bilirkişilerden oluşan kurulun sunduğu 13/02/2020 tarihli raporda; ....’e ait maaşın ölüm tarihi sonrası haksız olarak çekilmesi olayında davacı olan Halk Bankasının kusurunun protokol hükümleri göz önüne alındığında açık ve net olduğu, protokolün ilgili maddesinde “ asıl hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus idaresinden her yıl Ekim ayında alınacak vukuatlı nüfus kayıt örneği istenecektir.’’ denilmesine karşın bu işlemlerin yerine getirilmediği, yine protokolde geçen “Banka vereceği ATM kartlarına bir yıllık miat koyacak, bu tarihin güncellenmesi için kimlik isteyecektir.’’ denildiği halde bu işlemleri de yerine getirmediğinin açık olduğu, bu durumda ’’ölüm olasılığı olan evrakları istememek/kontrol etmemek’’ davacının buradaki kusurunu oluşturduğu, davalı ...’nün kesinleşen mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere kayınpederinin ölümünü bildirmeyerek maaşını çekmeye devam ettiği anlaşılmış olmasından dolayı somut olayda açık ve net bir biçimde kusurunun olduğu, o halde ‘’ölümü bildirmemek/maaşı çekmeye devam emek’’ davalının buradaki kusur durumu olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenen paradan tarafların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları da göz önüne alındığında somut olaydaki yerine getirilmeyen ’ölümü bildirmemek/maaşı çekmeye devam emek’’ ve ‘’ölüm olasılığı olan evrakları istememek/kontrol etmemek’’ sorumluluklarının birbirine denk kusurlar sayıldığı, dolayısıyla tarafların her ikisinin de yersiz çekilen maaştan yarı yarıya (%50 ve %50) sorumlu olmaları gerektiğinin belirtildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve bozma kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Samsun 6.İcra Müdürlüğünün 2013/9256 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 26.303,385 TL asıl alacak ve 80,37 TL işlemiş olmak üzere toplam 26.383,755 TL bedel yönünden kabulü ile itirazın bu miktar yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 59,30 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna 30/11/2021 gününde Üye ... ve Üye ...'nin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Haksız fiil, hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla bir başkasının mal yada şahıs varlığına zarar verilmesidir. Haksız fiilden bahsedebilmek için 5 unsurun bulunması gerekmektedir. Bunlar; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız fiilin ilk kurucu unsuru fiildir. Fiil olumlu yada olumsuz bir davranış şeklinde ortaya çıkabilir. Haksız fiilden söz edebilmek için bir zararın doğmuş olması gerekmektedir. Zarar genel olarak, bir kişinin mal varlığında yada şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmedir. Zarar, maddi yada manevi zarar olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkabilir. Haksız fiilin unsurlarından bir tanesi de hukuka aykırılıktır. TBK'nın 49. Maddesine göre "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür " denilerek haksız fiilden dolayı sorumluluğun meydana gelebilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerektiği belirtilmiştir.
Haksız fiilin zorunlu unsurlarından bir diğeri de illiyet bağıdır. Ortaya çıkan zararın haksız fiili meydana getiren davranış sonucunda ortaya çıkması gerekmektedir. Bir diğer ifade ile, davranış ile zarar arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaya aykırı bir fiil ile başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür. Gerek uygulamada ve gerekse doktrinde kabul edilen anlayışa göre söz konusu fiilin genel hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre, davranışın somut olayda gerçekleşen türde bir zararı, mahiyeti ve ana temayülü itibarıyla gerçekleştirmeye müsait olması en azından zararın doğumuna ve artmasına katkısının bulunması gereklidir. Bazı durumlarda davranış ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesilmesi mümkündür. Bu durumlarda davranışı gerçekleştiren kişiyi haksız fiilden sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu durumlar; 1-mücbir sebep 2-zarar görenin kusuru 3-üçüncü kişinin kusurudur. Bu üç sebep aynı zamanda sorumluluktan kurtulma nedenidir.
Ayrıca kusur ihmal ya da kasıtlı bir davranış şeklinde ortaya çıkabilir. Kasıt bilip ve öngörerek sonucu istemektir. Bu haliyle kasıt kusurlu davranışın en ağır halidir. Kasta varan bir davranış ile eylem gerçekleşmiş ise artık aynı olayda başkaca kusurlu davranış aramaya gerek yoktur. Zira birden fazla sorumlular hakkında müteselsil sorumluluğa ilişkin iç ilişkide rücu haklarının kullanılabilmesi için kusurun ağırlığı önem arz etmektedir. Kasıtlı davranışla eylemi gerçekleştiren tam kusurlu olduğuna göre aynı sebepten ve aynı olaydan dolayı başkaca kişilere rücu hakkı da olamaz.
Somut olayda Mustafa Türk'e ait maaşı ölümünden sonra alan gelini ...'nün .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2014/697 Karar ve 31/12/2014 tarihli kararı ile bu eylemi nedeniyle mahkum olduğu, eylemini kasıtlı olarak gerçekleştiği hakkındaki mahkumiyet kararının Yargıtay .... Ceza Dairesinin 2017/26138 E- 2018/2378 K ve 05/03/2018 günlü ilamıyla kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eylemi ceza mahkemesi kararı ile sabit olan davalı ...'nün kayınpederinin maaşını ölümünden sonra bankamatikten çekmek şeklinde gerçekleşen eylemde davacı banka eylemin mağduru olup, bankaya kusur atfedilmesi mümkün değildir. Eylemin faili ..., banka ile SGK arasında düzenlenen sözleşmesel ilişkinin tarafı olmadığından banka ve SGK arasındaki sözleşmesel ilişkide üçüncü kişi konumunda bulunmaktadır. Davalı ...'nün banka kartının kötüye kullanılması niteliğindeki eylemi bankanın SGK'ya karşı olan sözleşmesel sorumluluğunda illiyet bağını kesecek nitelikte ve yoğunlukta olup banka yönünden sorumluluktan kurtulma nedenidir.
Bu nedenle Dairemizin ilk bozma kararının araştırmaya yönelik olması hususu dikkate alındığında usûli kazanmış hak oluşturmayacağı da göz önünde bulundurularak hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.