4. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen muvazaa davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının Eyüp İlçe Müftülüğü veri hazırlama ve kontrol işletmeni iken 15/10/2012 tarihinde emekliye ayrıldığını, davalı hakkında yapılan soruşturma sonucunda müfettişlik makamının 15/02/2013 tarih 667.01-01 sayılı yazısıyla usulsüz işlemlerle 448.940,32-TL haksız kazanç sağlayarak kamunun zararına sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, kamu zararının tahsili hakkındaki yönetmelik uyarınca Eyüp mal müdürlüğünce davalı adına 448.940,32-TL borç kaydedildiğini, ayrıca kurum alacağının tahsili için Bakırköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/261 esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, davalının 14/12/2012 tarihinde başlayan soruşturma nedeniyle mal kaçırmak kastı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini, söz konusu satışların mal kaçırmak kastıyla yapıldığını belirterek; Bahçelievler ilçesi, ... Köyü, 16 pafta, 14612 parsel de bulunan 6 nolu bağımsız bölüm ve Ataşehir ilçesi, ... Mh. 21 ada, 5800 parsel sayılı taşınmazda bulunan 24 nolu bağımsız bölümün satışlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın haksız ve yersiz olduğunu, kurumun uğradığı zararın tahsili için alacak davası açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, alacağın likit olmadığını, kesinleşmiş bir alacağın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., dava konusu taşınmazı 22/01/2013 tarihinde iyi niyetle satın aldığını, davalı ... hakkında kesinleşmiş bir alacak davası bulunmadığını, müvekkilinin davalı ... ile herhangi bir iş münasebeti ya da akrabalığının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı idarenin davalı ...'den dava tarihi itibariyle kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı, davalı ...'in davalı idareye, hakkında yapılan disiplin soruşturması nedeniyle kısmi ödemelerde bulunduğu,alacak davasının devam ettiği, ...'in davalı kurumdan mal kaçırma kastının bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava; BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
Davalı borçlu ...’in yargılama sırasında 23.09.2018 tarihinde öldüğü ve mirasçıları ..., ... ve ...’in süresinde açtıkları dava sonunda Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1351 Esas 2018/940 karar sayılı ilamı ile mirası reddettiklerinin hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 605 ve devamı maddeleri uyarınca borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gereklidir. Bu durumda, mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz.(Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.01.1975 gün 1682-100 ve 03.07.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır)
2-Bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir.(HMK'nun madde 33)Somut olayda dava dilekçesindeki ileri sürüş biçimine göre dava hukuksal nitelikçe Türk Borçlar Kanununun 19.maddesinin özüne ve sözüne uygun muvazaa nedeniyle iptal istemine ilişkindir. Kural olarak 3.kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile 3.kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3.kişinin danışıklı işlem ile haklarının zarar uğratıldığının benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan alacaklı olması ve danışıklı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir.
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise
davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.
Somut olayda davacının talebinin TBK'nun 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olarak kabulü ile davacı tarafından davalı borçlu ... aleyhine açılan Bakırköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/261 Esas sayılı dava dosyasının sonucu beklenerek alacağın kesinleşmesi halinde, borçlu ... tarafından diğer davalı ...’a satışı yapılan dava konusu Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi 21 Ada, 5800 parselde bulunan 24 nolu bağımsız bölümün 10/06/2013 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı Burçin Koç Uzun’a devredildiği anlaşıldığından, dava dışı Burçin Koç Uzun’un da davaya dahil edilip, taraf teşkilinin sağlanması, mevcut delillerin TBK'nun 19 maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesine gönderilmesine; 27/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.