9. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 10/10/2011 tarihinden itibaren davalı şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını; işyerinde imalat işçisi olarak çalışan müvekkilinin bu çalışmasının 12/03/2013 günü mesai bitimine kadar kesintisiz sürdüğünü; müvekkilinin 12/03/2013 tarihinde davalı tarafından işten çıkarıldığını; feshin geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle taraflarınca işe iade davası açıldığını; yargılama sürerken müvekkilinin işe geri çağırılması üzerine 22/04/2013 tarihinde tekrar iş başı yaptığını ve Gebze 3. İş Mahkemesinin 2013/210 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda 25/04/2013 tarihinde feshin geçersizliğinin tespiti ile boşta geçen süre ücretlerinin ödenmesine karar verildiğini; ancak işe iade davasında karar verilir verilmez davalı işverenin inanılmaz tutumları başgösterip her davranışı ile müvekkilini gerçekten çalıştırmak amacıyla hareket etmediğini; tek niyetinin işe iade davasını boşa çıkarmak ve hatta şahsen intikam almak olduğunun ortaya çıktığını; müvekkilinin işe başlatıldıktan ve Mahkemece 25/04/2013 tarihinde karar verildikten hemen sonra müvekkilinin daha önce çalıştığı dönemde hiç yapmadığı işlere koşturulduğunu; defalarca daha önce çalıştığı üretim işçiliği işinde çalışmak için ısrar eden müvekkiline her defasında davalı şirket ortaklarının alaylı bir şekilde "biz nerde istersek orada çalışacaksın" sözleri ile karşılaştığını; davalı işvrenin yasaya ve Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olacak şekilde ilk fesih sırasında eksikte olsa ödenen kıdem ve ihbar tazminatını geri almak adına Nisan ayı ücretini hiç ödemeyip Mayıs ayı ücretinin yarısına yakınını kesip Haziran ayında ki 10 günlük ücretini hiç ödemediğini; müvekkilinin bu kesintilere rıza göstermesinin söz konusu olmadığını; bu kesintilerin yasaya ve Yargı kararlarına aykırı olduğunu; öte yandan ilk fesihten önce müvekkiline elden aldığı paranın da kesilip artık verilmeyeceğinin söylendiğini; yasa gereği zorunlu olmasına rağmen müvekkilinin boşta geçen süresi için sigorta pirimlerinin ödenmeyip yine işyerinde çalışan tüm işçilere zam yapılırken müvekkiline sırf dava açtı diye zam yapılmayıp işverenin eşit davranma borcuna açıkça aykırı davrandığını; müvekkilinin iş başı yaptığı günden itibaren hemen her gün patronların odasına çağırılıp azarlandığını; hatta bir defasında işçilerin toplandığı çay içme yerine gelen işyeri ortaklarının herkesin içinde ve herkesin duyacağı bir şekilde müvekkiline ve yine dava açan bir arkadaşına " Biz tazminatını verdik, yine dava açacak kadar onursuzsunuz" diyerek açıkça hakaret ettiğini; aynı durum müvekkili işten çıkarılmadan bir süre önce usta başı tarafından sinkaflı sözlerle tekrarlandığını; müvekkilinin bunu işverene dilekçe ile bildirmesine rağmen hiç bir işlem yapılmadığını; müvekkilinin "Seni mahkemeye vereceğim" sözü üzerine tehdit ettiği gerekçesi ile müvekkili hakkında tutanak tutulduğunu; müvekkili hakkında bu 1,5 ayda 9-10 defa sudan sebeplerle tutanat tutulup adeta alay edildiğini; işverenin tek amacının baskıyı yoğunlaştırıp zorlamak olduğunun açıkça söylendiğini; müvekkili işyerinde bulunurken davalı işverene ihtarname gönderilip bu tutumlara son verilmesinin müvekkilinin eski işe başlatılması ve işe iade hükümlülüklerinin yerine getirilmesinin davalı işverene ihtar edildiğini; davalı işverene işe iade davasının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ve işe iade de samimi olmadığının açık kanıtları olan bu durumlara rağmen dişini sıkarak katlanan müvekkilinin davalı işvereni telefonla Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne şikayet etmesi ve işyerine müfettişlerin gelmesinden hemen sonra 10/06/2013 günü tümü uydurma sebeplerle işten çıkarılıp müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını; yapılan feshin bir geçerliliğinin olmadığını; zira dava dilekçesinde saydıkları bu sebeplerden dolayı müvekkilinin gerçekte işe başlatılmadığını; davalı işverenin tamamen işe iade davasını boşaltmak için bir taktik uygulandığını; önce müvekkilini işe çıkarıp sonra ilk fesih sırasında ödediği kıdem ve ihbar tazminatını bir nevi geri alıp 50 gün boyunca doğru dürüst ücret ödemediğini; ortada gerçek bir işe başlatma olmadığı gibi davalı işverenin davranışları ortada iken müvekkilinin yeniden işe iade davası açmasının hukuki bir yararının bulunmadığını; müvekkilinin işe iade davası sonrası çalıştırıldığı 45-50 günlük sürede işverenin tutumunu görmek, işe iade davasının yükümlülüklerini yerine getirmesini beklemek adına makul bir süre olduğunu; bu nedenlerle gerçekte işe başlatılmayan müvekkiline 2010 Haziran ayında alması gereken çıplak brüt ücrete göre hesaplanacak 4 aylık işe başlatmama tazminatının ödenmesi gerektiğini; müvekkilinin ilk işten çıkarıldığı kendisine 1.911,82 TL kıdem tazminatı ile 1.099,83 TL ihbar tazminatı ödendiğini; bu miktarların o tarih itibariyle oldukça eksik olduğunu; müvekkili şeklen işe başlatılıp çalıştırıldığı 50 gün boyunca bordrolarla ödenen ücretten büyük kesintiler yapılıp elden ödenen paranın hiç ödenmediğini; bunlarıda düşüldükten sonra ödenen kıdem ve ihbar tazminatının neredeyle sıfırlandığını; bu nedenle 2013 yılı haziran ayında alması gereken ücret ve diğer sosyal haklar ile yol ve yemek ücretine göre yeniden hesaplanarak kıdem ve ihbar tazminatı farklarının ödenmesi gerektiğini; müvekkiline tekrar işe çağırılmasından sonra itibaren ciddi bir baskı uygulanıp aşağılanması, herkesin içinde onursuz, sinkaflı sözler söylenerek müvekkilinin manevi olarak acı çekmesine yol açtığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazmiantı, manevi tazminat alacaklarını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 10.10.2011 tarihinde müvekkil firmada işe başladığını, 12.03.2013 günü iş akdinin feshedildiğini, davacının işe iade davası açması üzerine yeniden işe çağrılarak 22.04.2013 tarihinde tekrar işe başladığını, açmış olduğu işe iade davasında “karar verilmesine yer olmadığına dair” karar verildiğini, boşta geçen süreye yönelik hüküm kurulduğunu, işe iadeye veya işe başlatmama tazminatına hükmedildiğini, davacının işe başladıktan sonraki davranışlarının kendisinin işe başlamak konusunda samimiyetsiz olduğunu, sürekli problem çıkardığını, davacının kendisini işten attırmaya çalışarak işe iade tazminatı almaya çalıştığını, anlatılanlar doğrultusunda davacının derhal ve teminatsız olarak işten çıkarıldığını, kıdem ihbar ve bu tazminatların fark alacağı hakkı olmadığını, önce ödenmiş kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarından 41 günlük boşta geçen süre ücreti mahsup edildikten sonra kalan kısmı ile ilgili dava açma hakkının saklı olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkete ait işyerinde 27/10/2011 tarihinde imalat işçisi olarak çalışmaya başladığı; davalı işyerinde kesintisiz olarak çalışan davacının iş akdinin davalı işveren tarafından 12/03/2013 tarihinde her hangi bir gerekçe bildirilmeden sözlü olarak feshedildiği; işveren tarafından tanzim edilen 24/01/2013 tarihli işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış kodunun kod 04 olarak gösterildiği; iş akdi davalı işveren tarafından feshedilen davacının yasal süre içerisinde 22/03/2013 tarihinde işe iade davası açtığı; davacının açmış olduğu işe iade davasının tevzien Gebze 3. İş Mahkemesinin 2013/210 Esasına kaydının yapıldığı; bu davanın yapılan 25/04/2013 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin müvekkilinin davalı işverenin dava açıldıktan sonra 22/04/2013 tarihinde davalı şirketin işyerinde yeniden işe başladığını; davanın konusu kalmadığını, boşta geçen süre ücret alacağını hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ederek beyanının doğruluğunu imzası ile tasdik ettiği; davalı vekilinin de aynı tarihli celsede davacının 22/04/2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde işe başladığını beyan ederek doğruluğunu imzası ile tasdik etmesi üzerine Gebze 3. İş Mahkemesince 25/04/2013 tarihinde 2013/210-138 Esas Karar sayısı ile "1-Her ne kadar işe iade davası açılmış ise de dava tarihinden sonra davacının davalı işveren tarafından işe başlatılması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına; 2-Davacının 12/03/2013 tarihinde işe başladıığı 22/04/2013 tarihine kadar boşta geçen süre ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verildiği verilen kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 06/05/2013 tarihinde kesinleştiği; davacının Gebze 3. İş Mahkemesi'nde işe iade davası açtıktan ve davalı işyerinde tekrar 22/04/2013 tarihinde iş başı yaptıktan sonra ki dönemde davalı işverenin davacıyı ilk işe iade öncesi görevinde işe başlatılmayıp işyerinde işverence farklı birimlerde ve görevlerde çalıştırılmaya başlandığı ve işyerinde işveren ve işveren yetkilileri tarafından davacıya olumsuz davranışlarda bulunup davacıya işten ayrılması konusunda baskı uygulandığı; işveren tarafından davacıya rencide edecek şekilde "Bütün hak ve alacaklarını verdik siz ona rağmen gidip bizi Mahkemeye verdiniz. ", "Ben böyle onursuzluk görmedim." şeklinde sözler sarfedildiği gibi işyerinde çalışan usta başının da davacıya "İb.lik Yapma, işini doğru dürüst yap" diye hakarette bulunduğu; bunun yanında işverenin fesihten sonra davacının çalıştığı Mart, Nisan aylarına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi Mayıs ayı maaşından 500,00 TL kesinti yapıldığı; davacının mart ve nisan ayı ücretleri ile mayıs ayında yapılan 500,00 TL kesintinin yapılması konusunda davacının herhangi bir olurunun bulunmadığı; bu kesintilerin davacının iş akdi feshedildikten sonra ödenen kıdem ve ihbar tazminatına karşılık işverence yasaya ve usule aykırı şekilde yapıldığı; bunun yanında davacının ücretinin dava dilekçesine ekli 10/08/2012 tarihli davalı şirket yazısında davacının net ücreti 1.200,00 TL olmasına rağmen bir kısmının bankaya yatırılıp geri kalan elden ödenen kısmının işverence davacıya ödenmediği ve işe iade davası sonrası tekrar işe başlatılan davacı hakkında davacının baskı altına alınması için işverence değişik tarihlerde tutanak tutulup savunmasının alındığı; davacı vekilinin bu olumsuzlukların giderilmesi için davalı işverene 10/05/2013 tarihinde Gebze 1. Noterliği'nden 8577 Yevmiye nolu ihtarname keşide ettiği; ihtarnameyi tebliğ alan davalı işverenin Kadıköy 30. Noterliği'nin 23/05/2013 tarih 30453 Yevmiye nolu ihtarname ile ihtarnamede belirtilen konularda cevap verdiği; bilahare davacının iş akdinin 10/06/2013 tarihinde sona erdiği; işveren tarafından tanzim edilen 10/06/2013 tarihli işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış kodunun kod 29 olarak belirtildiği ancak davacının iş akdinin 10/06/2013 tarihinde işveren tarafından haklı sona erdirildiğine ilişkin yazılı bir fesih bildiriminin bulunmadığı ve davacının iş akdinin 10/06/2013 tarihinde sona ermesine müteakip davacı vekilinin iş bu davayı açtığı; Yargıtay'ın emsali içtihatları nazara alındığında davacının iş akdinin davalı işveren tarafından 12/03/2013 tarihinde haksız ve usule aykırı bir şekilde feshedilmesi üzerine Gebze 3. İş mahkemesi'ne dava açan davacının davalı işveren tarafından davacıya Kadıköy 30. Noterliği'nden 16/04/2013 tarihinde keşide edilen 22146 Yevmiye nolu işe başlatma ihtarnamesi ile 22/04/2013 tarihinde işe başlatılan davacının davalı işveren tarafından işe davette dosya kapsamına göre işverenin samimi olmadığı; bu itibarla davacının iş bu davayı açmakta haklı olduğu; konusunda uzman hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen 18/02/2016 tarihli raporun hüküm vermeye yeterli olduğu; bu raporda tarafların iddia ve müdafaları, ibraz edilen deliller-belgeler, gelen müzekkere cevapları, tanık anlatımları bir bütün halinde değerlendirilerek gerekçeleri de gösterilmek suretiyle davacının davalı işverenden talep edebileceği Gebze 3. İş Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararı ile hüküm altına alınan 41 günlük boşta geçen süre alacağının net 1.640,00 TL; talep edebileceği 4 aylık işe başlatmama tazminatını net 6.663,16 TL; talep edebileceği bakiye kıdem tazminatını net 2.563,87 TL; talep edebileceği bakiye ihbar tazminatını net 1.140,43 TL olduğunu belirlemesinin dosya kapsamına, Yargıtay'ın emsali içtihatlarına, yasaya ve usule uygun olduğu; davacı vekilinin bilirkişi raporu doğrultusunda talep artırım dilekçesi vererek belirsiz alacak davasını harcını yatırmak suretiyle artırdığı anlaşıldığından davacının davalı şirket aleyhine açmış olduğu 41 günlük boşta geçen süre alacağı, 4 aylık işe başlatmama tazminatı, bakiye kıdem ve ihbar tazminatı davasının talep artırım dilekçesi nazara alınmak suretiyle kabulüne; davacının davalı şirket hakkında açmış olduğu manevi tazminat davasının ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/05/978 Gün ve 978/6-10 Esas 978/141 Karar sayılı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 02/06/1966 gün ve 1966/7-7 Esas Karar sayılı emsali içtihatlarında belirlenen ilkeler uyarı manevi tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayda hissedilen acı ve ızdırabın derecesine, elemi kısmen olsun dindirmeye, olayı unutturarak tekrar hayata bağlanmayı sağlamayı yeterli oranda hak ve mesafe kurallarını uygun bir biçinde objektif olarak değerlendirilerek manevi tazminatın miktarının tayinini Hakimin takdirine bıraktığı, bu açıklamalar ışığında davacının ve davalının sosyal-ekonomik durumları, günün iktisadi şartları, paranın alım gücü ve davacının davalı işverenin işyerinde davacının arkadaşlarının bulunduğu ortamda "Bütün hak ve alacaklarınızı verdik, siz ona rağmen gidip bizi mahkemeye verdiniz, ben böyle onursuzluk görmedim" şeklinde davalı işyerinde çalışan usta başının davacıya sinkaflı şekilde hakarette bulunması nedeni ile hissetmiş olduğu acı ve ızdıraplar, olayın meydana geliş şekli kül halinde değerlendirilerek hak ve nesafet kuralları göz önünde tutularak davacının davalı işveren hakkında açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; davacıya 2.000,00 TL manevi tazminat takdiri ile takdir olunan manevi tazminatın talep uyarı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline davacıya verilmesine; davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamından; davacının, davalı tarafından işten çıkarıldığı, işe iade davası açtığı, işe iade davası sürerken davalı İşverenlik nezdinde yeniden işe başladığı, bunun üzerine işe iade davasındaki Mahkeme kararında davacının yeniden işe başlatıldığı için işe iade davası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, fesih tarihi olan 12/03/2013 ile işe tekrar başlatıldığı 22/04/2013 tarihleri arasındaki 41 günlük boşta geçen sürenin davalıdan tahsiline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İşe iade davasında davalı işe başlatmama tazminatına mahkum edilmemiştir. Bu nedenle işe başlatmama tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.