8. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, dava konusu 177 ada 14 parselde kayıtlı taşınmazın 3121.68 m2 kısmının fuzulen işgali nedeniyle 29.06.2007-26.01.2011 arası dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 66.558,85 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2886 sayılı Yasa’nın 75. maddesine göre; fuzuli şagilden ecrimisil istenebilmesi için devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek veya tüzel kişiler tarafından herhangi bir hukuki nedene dayanılmaksızın işgal edilmiş olması gerektiği,davacı Hazinenin imar uygulaması öncesinde davalıya ait olan taşınmazda belediye tarafından yapılan imar uygulaması sonucunda hissedar haline geldiği bu nedenle dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklık giderilinceye kadar davalının fuzuli şagil sayılması ve kendisinden ecrimisil istenmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; davaya konu 177 ada 14 parselde kayıtlı 34.409,30 m2 arsa vasıflı taşınmazın 29.06.2007 tarihinde imar uygulamasıyla 312168/3440931 hissesinin Hazine adına, 3128763/3440931 hissesinin davalı şirket adına tescil edildiği, davalı şirketin hissesini 27.01.2011 tarihinde dava dışı bir şirkete devrettiği, Hazinenin de 05.07.2011 tarihinde aynı şirkete hissesini devrettiği, davacı Hazine tarafından davaya konu taşınmazın davalı tarafından tel örgüyle çevrildiği iddiasıyla 29.06.2007-26.01.2011 tarihleri arası dönem için 66.558,85 TL ecrimisil istediğine ilişkin 30.06.2011 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin iptali için, davalı tarafından Kocaeli 1. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemece idari işlemde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davalının davasının reddedildiği, davalı tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 10. Dairesinin 2012/7320 Esas, 2013/4337 Karar sayılı ilamıyla, Hazinenin imar uygulaması sonucu taşınmazda hissedar haline geldiği, dolayısıyla taşınmazda ortaklık giderilinceye kadar davacının fuzuli şagil sayılamayacağı, ecrimisil istenmesinde hukuka uygunluk olmadığı, idarenin taşınmazdaki mevcut hissesine dayanarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açılmasına ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmasına engel olmadığı, davalı şirketin kendi hissesini aşan kullanımı dolayısıyla bir bedel alınıp alınmayacağı hususundaki irdelemenin adli yargıda açılacak davada yapılabileceği gerekçesiyle bozma kararı verildiği, Kocaeli 1. İdare Mahkemesince bozma sonrasında Hazinenin ecrimisil ihbarnamelerinin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay tarafından 25.03.2014 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2004 tarihli ve 1/294-320 sayılı Kararında da ifade edildiği üzere haksız eylem ile zarara uğrayan davacı İdarenin ecrimisil alacağı için, ister idari isterse adli yola müracaat etmesine yasal bir engel bulunmadığı gibi, açılan davada hukuken korunması gereken (dava şartı olan) "hukuki menfaatin" gerçekleştiği de gözetildiğinde, yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamaları doğrultusunda, talep edilen döneme ilişkin davacının kullanımına müsait bir alanın olup olmadığı hususunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekinken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.