8. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacının ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 1725 parsel sayılı taşınmazı, icra dosyasından ihale sonucunda satın aldığı, ihalenin kesinleşerek tapuda tescilin yapıldığı, davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir kira sözleşmesi veya sözleşme olmadığı halde, davalının bu yeri işgal ettiği ileri sürülerek ihale tarihinden tahliye tarihine kadar ki süre için fazlaya dair hakları saklı tutularak aylık 12.500,00 TL ecrimsil istenmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacıya ait ve ihale sureti ile satın aldığı taşınmazda kötü niyetli şagil olmadığı, daha önce taşınmaz üzerindeki depoyu 06.01.2012 tarihi itibariyle 3 yıllığına kiraladığı, bir yıllık kirayı da peşin ödediği, söz konusu taşınmazın ... Gıda A.Ş'nin borcundan dolayı cebri ihale ile satılarak mülkiyetinin davacıya geçtiği, davacının sebze-meyve, paketleme, pazarlama ve ihracatı için kiralanan deponun bu işe uygun hale gelmesi için kiralayanın onay ve muvafakati ile toplam 155.800,00.-TL masraf yapıldığı, bu masrafların 66.163,00 TL'lik kısmının taşınmazın mütemmim cüz'ü halini aldığı, bu nedenle tahliye esnasında sökülüp götürülme imkanının olmadığı, davalının açıklanan gerekçelerle taşınmazda fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davanın ilk açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesi "TTK'nin 4. madde gereği her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının da ticari dava olduğu ve açılan dava da ticaret mahkemesi görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine de dosya Asliye Ticaret mahkemesine göndermiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi, görevsizlik kararı sonrası gönderilen dosyanın esasını inceleyerek davacının davasının kısmen kabulü ile 40.491,66.-TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı davacı vekili ve katılma yolu ile de davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin, taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; eldeki davanın mutlak veya nisbi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan sözedilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir.
Somut uyuşmazlıkta dava, Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi davanın ticari dava olduğu gerekçesi ile görevli mahkemenin Antalya Ticaret Mahkemesi olduğuna karar vermiş olup, verilen bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise bu görevsizlik kararı, dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamaz. Bu mahkeme de kendisinin görevli olmadığına ve ilk mahkemenin görevli olduğuna karar verebilir.
Hâl böyle olunca; davanın, genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.