14. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.01.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inançlı temlik işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan ... Plastik Ltd.Şti., davacı ... Ltd.Şti.’nden alacaklı olduğunu, davalı gerçek kişiler ise Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinin koruması altında bulunduklarını, iyiniyetli oluşları sebebiyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı şirketin davacı şirketten alacağı olmadığı bilirkişi raporuyla belirlendiğinden ve kayıt maliki ...’ün ayrıca kötüniyetinin ispatı gerekmediğinden bahisle dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 873. maddesi hükmü gereğince borçlu borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir. Bu kuralın alacaklının borçlunun ödememe halinden yararlanarak taşınmazı elde etmesini önlemek amacıyla getirildiği kuşkusuzdur. Anılan bu kural Roma Hukukundan gelen “... yasağı” olarak bilinir. Ne var ki, başlangıçtaki temlik “inançlı temlik” olarak yapılmışsa yapılan bu temlik geçerlidir. Zira inançlı temlikte alacaklının borçlunun borcunu ödeyememesi halinde temlik edilen taşınmazı hileli bir şekilde ele
geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha baştan alacaklı yana geçirilmekte borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi niteliği taşır.
Soruna Türk Medeni Kanununun 873. maddesi ve az önce sözü edilen “... yasağı” çerçevesinde bakılırsa davalıya yapılan inançlı temlik işlemi ve dayanılan 30.07.2002 günlü sözleşme geçerlidir. Davacı sözleşmedeki ödeme koşulunu sözleşmede kararlaştırıldığı gibi yerine getirdiğinde inançlı temlik yoluyla davalıya devrettiği taşınmaz mülkiyetinin iadesini ondan isteyebilir.
... yasağı ve inançlı temlike dayalı işlemlere ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
30.07.2002 tarihli sözleşmede inançlı temlike konu yapılan 2902 ada 4 sayılı parselin kayıt malikine iadesi ... Ltd.Şti.’nin, ... Plastik Ltd.Şti.’ne borçlarını ödemesi koşuluna bağlanmıştır. Gerek davacı şirket, gerekse ... Plastik Ltd.Şti. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi ticari şirketlerdir. Davacı şirket, ticari defter ve kayıtlarını inceleme için mahkemeye sunmuş, alacaklı ... Plastik Ltd.Şti. ise ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmıştır. Bilirkişi incelemesi ticari defterlerini sunan davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılmıştır. Ne var ki, 10.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı saptanmıştır.
Türk Ticaret Kanununun 82.maddesi uyarınca, ticari işlerden dolayı tacir sıfatını taşıyan kimseler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin delil olarak kabulü için tasdike tabi olan tüm defterlerin tasdik edilmiş olması ve tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini doğrulaması gerekir. Aksi halde, o ticari defterler delil olma vasfını kaybeder. Aynı yasanın 84.maddesine göre de, kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterler münderecatı ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder.
Bilirkişiler tarafından davalı şirketin, davacı şirketten 12.422,63 TL alacaklı olduğu, 2002 yılından sonraki hesap hareketlerini gösterir verilere ulaşılamadığı belirtildiğinden, yukarıda vurgulandığı üzere davacı ticari defterlerine düşülen aleyhindeki bu kayıt davacı şirketi bağlar. Dolayısıyla, bu miktar davalı şirkete ödenmek üzere depo ettirilmeden davanın kabulüne olanak yoktur.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak, davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu saptandığı halde taşınmaz mülkiyetinin bedelsiz iadesi doğru olmamıştır.
Karar, bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.