3. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verildiğini belirterek; müvekkili için 500,00 TL; müşterek çocuk için 300,00 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 22.07.2002 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten 06.07.2003 doğumlu bir çocuklarının olduğu, davalı kocanın 2004 yılında davacı aleyhine boşanma davası açtığı, davanın 13.10.2005 tarihli ilam ile reddedildiği ve kadın için 250,00 TL, küçük çocuk için 250,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 15.11.2006 tarihinde kesinleştiği, henüz bu karar kesinleşmeden davacının 07.02.2006 tarihinde davalı koca aleyhine tedbir nafakası davası açtığı, yargılama sonucunda davacı için 200,00 TL, müşterek çocuk için 200,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL tedbir nafakasına hükmedildiği ve kararın 24.05.2007 tarihinde kesinleştiği, davalı kocanın 02.12.2009 tarihinde davacı kadın aleyhine 2. kez boşanma davası açtığı, davacı kadında 18.05.2009 tarihinde davalı koca aleyhine tedbir nafakalarının artırımı davası açtığı, bu iki davanın birleştirildiği ve 16.06.2010 tarihli ilam ile tarafların boşanmalarına; müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, birleştirilen nafaka artırım davasının kısmen kabulü ile davacının nafakasının 500,00 TL'ye, çocuğun nafakasının 300,00 TL'ye yükseltilmesine karar verildiği, kararda bu nafakaların tedbir mi, yoksa yoksulluk ve iştirak nafakasımı olduğunun belirtilmediği, bu yönde kararın tavzihi talebinin mahkemece reddedildiği; kararın 28.09.2010 tarihinde kesinleştiği, davacı kadının 28.01.2011 tarihinde temyize konu yoksulluk ve iştirak nafakası davasını açtığı anlaşılmaktadır.4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi hükmü gereğince; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
TMK 182/2 maddesine göre de, boşanma vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Aynı yasanın 330. maddesi uyarınca da; nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.Somut olayda; taraflar hakkında yapılan sosyal ve ekonomik araştırma sonucu, tanık anlatımları ve taraflar arasında görülen önceki davaların araştırma sonuçları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ev hanımı olduğu, köyünde babası ile yaşadığı, geçimini babasının sağladığı, davalının ise; ...'da huzur evinde sağlık personeli olarak çalıştığı, 1656,14 Euro net gelirinin olduğu, diğer evliliğinden olma çocuğu için 250 Euro nafaka ödediği, kirada oturduğu, 470 Euro kira verdiği anlaşılmaktadır.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin iştirak nafakasına ilişkin itirazları yerinde değildir.
Yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;Davacı kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düştüğü sabittir ancak tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği nazara alındığında takdir edilen yoksulluk nafakası miktarı çok olup, TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarını, nafakanın niteliğini nazara alarak TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun şekilde daha az yoksulluk nafakasına hükmetmek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.