10. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı ve davalıların aşağıda belirtilen temyiz itirazıları dışında kalan sair temyiz itiazlarının reddine,
2-İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin davalılardan teselsülen tahsili istemine ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesidir.
5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin Ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “...sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Mahkemece, hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirler ile bilirkişiye yaptırılan gerçek zarar miktarları karşılaştırılmış, ilk peşin değerli gelirlerin daha düşük çıkması üzerine, düşük olan ilk peşin değerli gelirlerin kusur karşılığı içinde kalan taleple sınırlı olarak karar verilmiştir.
Hükme esas alınan gerçek zarar tavan hesap raporunda; 1-)Sigortalının veya hak sahibinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğundan, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esas olmakla, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerekirken, 1931 tarihli PMF cetvellerinin kullanılması, 2-) %10 iskonto/artırım oranı yerine, enflasyon dışlanarak, değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da nazara alınıp, Sosyal Güvenlik Kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak iskonto/artırım %5 oranı üzerinden yapılmalısı gerekirken % 10 iskonto/artırım oranının benimsenmesi yerinde görülmemiş ise de; gerçek zarar tutarlarının ilk peşin değerli gelir tutarlarından yüksek çıkmış olması nedeniyle sonuca etkili görülmeyerek bozma sebebi yapılmamıştır.
Ancak, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işveren şirketin % 50, davalı ...'in % 10, sigortalının % 40 kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; davalı ...'in işveren vekili olup olmadığının tartışılmadığı görülmektedir.
5510 sayılı Kanun'un işveren vekilini tanımlayan 12. maddesinde; " 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir.
İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.'' hükmü öngörülmekte olup, bu hüküm karşısında davalının işveren vekili olduğunun anlaşılması halinde 5510 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca, işveren vekili olmadığının anlaşılması halinde, 3. kişi sıfatıyla 5510 sayılı Yasa'nın 21/4. maddesi uyarınca sorumlu olacağı kabul edilmelidir.
İş kazası halinde 3. kişinin sorumluluğunu düzenleyen anılan Kanunun 21/4. fıkrasında; '' İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir. '' düzenlemesi uyarınca bağlanan gelirler yönünden 3. kişinin sorumluluğu; gerçek zarar tavan sınırlamasına bağlı olmaksızın doğrudan ilk peşin değerli gelirin yarısının kusur karşılığı ile sınırlı bulunmaktadır.
Bu nedenle davalı ...'in işveren vekili olup olmadığı irdelenerek, sonucuna göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.