8. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Babalık
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... dava dilekçesinde; 24.10.2007 doğumlu Umutcan'ın, 04.01.2008 tarihinde ölen ... ile evlilik dışı beraberliğinden dünyaya geldiğini, ...'ın babası olduğunun tespiti ile nüfusuna tescilini istemiş; mahkemece, davanın babalığın tespiti olarak nitelendirilerek, davacının dava açma hakkının ve çocuğun davacının nüfusuna kayıtlı olması sebebi ile de hukuki yararının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; Küçük Umutcan 24.10.2007 tarihinde annesi ...'nin evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelmiş, baba ... ile soybağı, babanın TMK'nın 295. maddesi uyarınca küçüğü 06.07.2012 tarihinde tanıması ile kurulmuştur. ...'ın annesi Fecire 04.01.2008 tarihinde ölmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesinde evlilik birliği dışında doğan çocuğun velayetinin anaya ait olacağı; ana küçük, kısıtlı veya ölmüş veyahut velayet kendisinden alınmışsa, hakimin, çocuğun menfaatine göre vasi atayacağını veya velayeti babaya vereceğini hükme bağlamıştır (TMK.md.337/2). Baba ile soybağı tanıma ile kurulduğuna göre, babanın çocuğun velayetini alma hakkı mevcuttur. Yani mahkeme hükmü olmaksızın tanıma ile velayet hakkı doğrudan babaya geçmiştir.
Somut olayda davanın, evlilik dışı dünyaya gelen ve baba ile soybağı tanıma ile kurulan küçüğün annesinin de ölmesi nedeniyle velayet hakkı boşta kaldığından velayet hakkının davacı babaya verilmesi istemine ilişkin olmasına rağmen, mahkemece davanın Türk Medeni Kanunun 301 ve devamı maddeleri kapsamında babalığın hükmen tespiti davası olarak nitelendirilmesi,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi gereğince, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların, duruşmaya gelmedikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Davacı ...'a MERNİS adresi olduğu tebliğ zarfı üzerinde belirtilmek suretiyle, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre mahalle muhtarına yapılan duruşma gününü bildiren tebligat usulsüzdür. Şöyle ki;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; "tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21. maddesinde ise, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, maddenin ikinci fıkrasında da gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (kısıtlanması istenilenin) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın tebliğ edilmeden iade edilmesi halinde, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Somut olayda; duruşma gününün davacı ...'a doğrudan MERNİS adresine tebliği usulsüzdür. Bu tebligata dayalı olarak HMK'nın 150. maddesi kapsamında ilgili usulüne uygun şekilde davet edilmiş kabul edilemez.
Kaldı ki, tebligatın usulüne uygun olduğu kabul edilse dahi, davanın reddi yerine dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.