8. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 553 ada 43 parsel sayılı taşınmazın tapuda halen ...adına kayıtlı olduğunu, yapılan araştırmada bu kişinin 1911 doğumlu ....olduğunun tespit edildiğini,bu kişinin ailesi tarafından taşınmazın 1967 yılında ... isimli şahsa satıldığını, ...’ün ise 1978 yılında taşınmazı davacının babasına sattığını, taşınmaza davacının 25-30 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu, ancak tapulama işleminin ... adına yapıldığını, dava konusu taşınmaz için mirasçılarının 20 yılı aşkın süredir adlarına intikal ettirmediklerini, davacının bu sürede taşınmaza zilyet olduğunu ileri sürerek.......adına olan kaydın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ...,... ve ... vekili cevabında, açılan dava ile taşınmazdan haberdar olduklarını,taşınmazın kadastro tespitinin 1970li yıllarda yapıldığını ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, MKnın 713 maddesindeki süre geçirildikten sonra dava açan davacının iyiniyetli olmadığını, kadastro geçmesi ile taşınmazın tapulu olduğunu ve tapulu taşınmazın haricen satılmasının geçerli olmadığını, davacının taşınmazı babasının edindiğini söyleyip kendi adına tescilini istediğini, babasının zilyetliğine dayanıyor ise babasının vefat etmesi halinde tüm mirasçılarının ortak husumet yöneltmesi gerektiğini, bu ihtimal bakımından davanın usulden reddinin gerektiğini,davacının zilyetliğinin nizasız, fasılasız, aralıksız olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece; kadastro öncesi zilyetlik iddiası açısından 3402 sayılı Yasa'nın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; dava konusu 553 ada 43 parsel sayılı taşınmazın, 10.4.1970 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında, senetsizden ..adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmeksizin kesinleşerek 27.01.1971 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dava; kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı satın alma yoluyla tapu iptal ve tescil, ayrıca tapu malikinin “ölüm” nedenine dayalı TMK 713/2 de tarif edilen olağanüstü zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Şu halde; somut olayda iddianın ilk bölümü tespit öncesi haricen satın alma ve eklemeli zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Az yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz 27.01.1971 tarihinde tapuya tescil edilmiş, dava 21.7.2014 tarihinde açılmıştır. Mahkemece kadastrodan önceki hukuki sebep yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü süre dolduğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davacı taraf dava dilekçesinde tapu malikinin öldüğünü belirtmek suretiyle tapu iptal tescil isteğinde de bulunmuş olmakla TMK md. 713/2 ölüm nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğunun da kabulü gerekmektedir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK'nun 713/2. maddesidir. Anılan fıkranın önceki düzenlemesinde “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasında ise; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiş, 5. fıkranın son cümlesinde de; “Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” ilkesi getirilmiştir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre; tapulu bir taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi adına tesciline karar verilmesi için, malikin ya da paydaşın ölmüş olması, yukarıda açıklanan koşullarda en az 20 yıl süre ile zilyet olunması ve bu süre içinde tapu kaydının intikal görmemesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, belirtilen koşulların tamamlanmasıyla mülkiyet kendiliğinden zilyede geçmiş olur. Mahkemece, sonradan verilen iptal ve tescile ilişkin karar yenilik doğurucu (inşai) nitelikte olmayıp, önceden doğmuş mülkiyet hakkının belirlenmesi niteliğindedir.
Her ne kadar, TMK'nun 713/2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasanın 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle mahkemece kadastrodan sonraki hukuki sebep olan TMKnun 713/2 maddesindeki “ölüm” sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteği hakkında taraf delilleri toplanarak sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.