11. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/11/2013 tarih ve 2013/351-2013/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yaş meyve ihracatı yaptığını, ısı farkından dolayı ürünlerin bozulmalarının teminat altına alınması için taraflar arasında ilki 24.05.2008-24.05.2009 dönemlerini kapsayan İhracat Nakliye Sigorta Poliçesinin düzenlendiğini, 210.000 Euro prim bedeline karşılık davalının 315.846,28 Euro hasar ödemesi yaptığını, sözleşmedeki şartlar oluşmadığı için prim iade hakkının doğmadığını, bu yüksek zarar sonrası müvekkilince yoğun ısı farkından kaynaklanan hasarları önlemek maksadıyla X-sense projesinin kullanılarak bu proje için 100.809,83 Euro yatırım harcaması ve 57.574,15 Euro işletme gideri harcaması yapıldığını, ardından 24.05.2009-24.05.2010 dönemi poliçesi uyarınca ödenen primin 177.500 Euro, hasar bedelinin ise 85.181,77 Euro olduğunu, 35.500 Euro prim iadesinin gerçekleştirildiğini, müteakiben 24.05.2010- 31.12.2010 dönemi için 115.000 Euro prime karşılık 3.520 Euro tutarında hasarın tazmin edildiğini, 40.250 Euro da prim iadesi yapıldığını, son olarak 26.05.2011- 31.12.2011 dönemi için 100.000 Euro prim ödemesi yapılıp riziko gerçekleşmediğinden ödenen hasar bedelinin bulunmadığını, poliçenin prim iadesi başlıklı 27'nci maddesine göre müvekkilinin 35.000 Euro prim iadesine hak kazandığını, tüm bu poliçelerde meyvelerdeki bozulmaların teminat kapsamında olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin X-sense projesi ile davalının hasar ödememe noktasına gelerek yüksek sigorta primleri üzerinden kazancını çoğalttığını, risk bir önceki yıl sıfıra inince müvekkilinin primlerin düşürülmesini beklerken davalının 2012 yılı için poliçe teklifinde ısı değişimine bağlı bozulmaların teminat kapsamı dışına çıkarıldığını, müvekkili için en önemli teminatın bu kalemden oluştuğu, hasarsızlık halinde prim iadesinin de kaldırıldığını, bu haliyle davalının açıkça 2012 yılı için poliçe düzenlememeyi ve 2011 yılından doğan 35.000 Euro prim iadesinin yapılmamasını amaçladığını, teklifin kabulünün mümkün bulunmadığını, 2011 yılı sözleşmesinde önceki yıllarda olduğu gibi "vade bitiminde ve poliçenin üzerinde mutabık kalınan şartlar ile şirketimizce yenilenmesi koşuluyla ... prim iadesi yapılacaktır" hükmü nedeniyle prim iadesinin şarta bağlandığını, ancak Borçlar Kanunu uyarınca taraflardan birinin taahhüdünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın sözleşmenin kurulmasını ya da tazminat isteyebileceğini, yine BK'nın 154'üncü maddesine göre hüsnüniyet kaidelerine muhalif bir hareketle şartın tahakkukuna mani olunması halinde o şartın tahakkuk etmiş sayılacağını, müvekkilinin 2011 yılı için %35 oranında prim iadesine hak kazandığı halde 2012 yılı teklifinde yaş meyve ihracında olmazsa olmaz güvence niteliğindeki ısı değişimine bağlı bozulmaların teminat dışına çıkarılmasıyla davalının
sigortadan umulan amacı tamamen ortadan kaldırdığını, ağırlaşmış şart eklemekle de sözleşmeye aykırılığı meydana getirdiğini, bu suretle davalının önceki poliçelerde yer alan "mutabık kalınan şartlarla yenilenme" hükmüne aykırı davranarak iyiniyet harici hareket ettiğini, bu durumda şart gerçekleşmiş gibi prim iadesi alacağı hakkının doğduğunu ileri sürerek 2011 yılı poliçesi uyarınca 35.000 Euro prim iadesi alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aktedilen önceki sözleşmelerin bir ön sözleşme niteliğinde olmadığını, her yıl kendiliğinden uzamadığını, önceki sözleşmelerde yer alan "mutabık kalınan şartlarda yenilenme" koşulunun her dönem müzakere edilecek şartlar üzerinde mutabık kalınmasını ifade ettiğini, önceki sözleşmelerde varılan mutabakatın gelecek dönemler için bağlayıcı olmadığını, teminat içeriklerinin her yıl çeşitli şartlara bağlı olarak değiştiğini, önceki senelerde kabul edilen şartlarla devam edileceğine dair bir zorunluluğun bulunmadığını, 2012 yılı için daha düşük prim teklif edildiğini, sıfıra indirildiği belirtilen hasarın davacı için olmazsa olmaz olarak nitelendirilemeyeceğini, 35.000 Euro'yu iade etmemek için bu şekilde hareket edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesinin sözleşme serbestliği prensibi dahilinde müvekkiline ait olduğunu, sözleşme yenilenmediği için prim iadesi hakkının kazanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bir sigorta sözleşmesinin kurulabilmesi için karşılıklı irade beyanlarının gerektiği, birbirini takip eden tarihlerle ayrı ayrı düzenlenen poliçelerin farklı sigorta sözleşmeleri sayılacağı, önceki poliçelerde yer alan ''vade bitiminde ve poliçenin üzerinde mutabık kalınan şartlar ile şirketimizce yenilenmesi'' ifadesi ile anlatılmak istenilenin, bir poliçe dönemi sona erdiğinde takip eden dönem için düzenlenecek poliçenin taraflarca müzakereler yapılarak, sonucunda karşılıklı olarak tarafların üzerinde mutabık kaldığı hususlarda yeni poliçenin düzenlenmesi olduğu, sigortacının her yeni sigorta döneminde sigorta konusu menfaati ve buna yönelik rizikoları değerlendirip sigortalıya sigorta himayesi sunup sunmayacağı veya hangi şartlarda sunacağını belirleyebileceği, ayrıca sigortalının da yeni sigorta döneminde kendisine sunulan teklifleri kabul etme zorunluluğunun bulunmadığı, davalının önceki poliçelerin şartlarından farklı yeni teklif sunmasının hakkın kötüye kullanıldığı anlamına gelmediği, sözleşmenin aynen devamını talep etmenin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.