2. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, reddedilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 17.10.2016 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemece; kına gecesinde kız tarafının ilave para istemesi nedeniyle tartışma yaşandığı gerekçesiyle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, kadının davasının reddine, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tüm hazırlıklar yapılmasına karşın, davalı-karşı davacı erkeğin düğün töreninin yapılacağı gün düğüne katılmayarak fiilen düğünü gerçekleştirmediği ve güven sarsıcı davranış içerisine girdiği, boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen olaya, kadının dahil olduğuna dair bir delil olmayıp, bu olay kendisine kusur olarak yüklenemez. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise, Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davalı-karşı davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davacı- karşı davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davalı-karşı davacı erkeğin davasının reddi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemeye gelince;
a-Yukarıda I. bentte açıklandığı üzere davacı-karşı davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davasının reddi doğru değil ise de; erkeğin kabul edilen boşanma davası temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmakla kadının boşanma davasının konusu kalmamıştır. O halde, kadının boşanma davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti konusunda karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
b- Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek tamamen kusurlu olup, boşanmaya sebep olan vakıalar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek niteliktedir. Gerçekleşen bu durum karşısında, davacı-karşı davalı kadın yararına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK. 50,51,52,58) dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi, gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak bu taleplerin reddi doğru olmamıştır.
c-Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, tamamen kusurlu olan davalı-karşı davacı erkek yararına manevi tazminata karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
d-Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesi ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. Bu taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir (HMK m. 26).
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a, 2/b, 2/c ve 2/d bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17.10.2016 (Pzt.)
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.