3. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/08/2015
NUMARASI : 2015/599-2015/691
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, faydalı model ve marka tescil belgesi sahibi olduğu oyuncakların üretim, dağıtım ve satışı işiyle uğraştığını, ekonomik sıkıntı içine girdiği dönemde davalı şirketin kâr dağıtımı temelli ortaklık teklifini kabul ettiğini, taraflarca imzalanan 18.02.2014 tarihli sözleşme ile müvekkilinin ticari faaliyetini davalı şirket bünyesinde kısmen davalı nam ve hesabına yürütmesi, davalının sermaye, müvekkilinin emek, müşteri çevresi, marka ve faydalı model kazanımını koyması sonucu elde edilecek olan karın paylaşımı esasının kararlaştırıldığını, ancak yapılan ürün satışları sonrasında masraflar düşüldükten sonra müvekkiline isabet eden net kârın davalı tarafça ödenmediği gibi çalışmasının da engellendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, sözleşme gereği müvekkilinin payına düşen kardan şimdilik 250.000 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacının SGK girişinin yapıldığını, ancak davacının işyerini haber vermeden terkettiğini, akabinde çıkış işlemlerinin yapıldığını, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; adi ortaklık sözleşmesi niteliğindeki sözleşmenin 5. maddesinde satış cirosunun yıllık 5 milyon TL üzeri olması durumunda davacı ile dava dışı gerçek kişilerin bağımsız şirket kuracaklarının açıkça belirtildiği, yine sözleşmenin 1. maddesinde davacının ticaret sicilinde kayıtlı ünvanı adı altında faaliyet göstereceğinin açıkça sözleşmede belirtilmediği, davacının gerçek kişi tacir olarak yürütmüş olduğu faaliyetleri, davalı bünyesinde yürütmesinin gerçek kişi tacir olarak bu şirketle biraraya geldiği anlamına gelmediğinin sözleşmenin 5. maddesi de gözetildiğinde açık olduğu, nitekim aynı sözleşmenin 12. maddesi ile de davacının dayanılan sözleşme kapsamındaki faaliyet dışında başka bir faaliyet yürütemeyeceğinin açık olarak kararlaştırılmış olması nedeniyle, davacının gerçek kişi tacir olarak taşıdığı ve sicilde kayıtlı "Ferule Endüstri Ürünleri Sanayi ve Ticareti M.. Ç.." olarak belirtilen ünvan adı altında ticari işletme sahibi olarak faaliyetinin bulunmayacağı, sözleşme içeriğine göre davacının sadece ve sadece gerçek kişi olarak âdi ortaklık kurduğu, bu durumda da adi ortaklık sözleşmesinin davalı şirketin ticari işletmesi ile ticari işletmesi adına hareket etmeyen davacı arasında yapıldığı, buna göre ticari işletmeler arasında âdi ortaklık yapılmadığından ticaret mahkemesinin değil, genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle; davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 19.06.2015 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; "Ferule Endüstri Ürünleri Sanayi ve Ticareti M.. Ç.." adlı ticari işletmenin sahibi olan ve bu işletmesinde üretip sattığı ürünler için faydalı model va marka belgelerini alan davacı ile davalı şirket arasında, davacının faydalı model ve marka haklarına sahip olduğu ürünlerin birlikte üretilip satılması konusunda 18.02.2014 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğu, sözleşmenin 1. maddesinde davacının şahıs firması olarak yürüttüğü faaliyetleri davalı şirket bünyesinde yürüteceği, 3,11 ve 12. maddelerinde ise işin yürütülmesi, planlanması hususlarında davacının sorumlu olduğu ve davacının ticari faaliyeti nedeni ile edindiği müşteri grubu üzerinden satışın planlandığı, buna göre tacir olan davacının ticari işletmesi ile birlikte adi ortaklığa katıldığı, eş söyleyişle adi ortaklığın tarafların her ikisinin ticari işletmesiyle ilgili kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.