4. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1503-2021/643
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi /İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/982-2018/52
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi Halil ...'ın dava dışı Halk Bankasının Gümüşhacıköy Şubesinden 100.000,00 TL kredi kullandığını ve krediden dolayı 09.03.2015 başlangıç ve 09.03.2016 bitiş tarihli Hayat Sigortası düzenlendiğini, müvekkillerinin murisinin poliçe süresinde vefat etmiş olmasına rağmen sigorta tazminatının ödenmediğini belirterek HMK 107. Maddesine göre belirsiz alacak miktarı olarak şimdilik 10.000,00 TL sigorta tazminat bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacıların murisinin poliçe düzenlenirken pankreans kanseri olmasına rağmen bunu beyan etmeyerek TTK 1435. maddesindeki beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu sebeple sigorta tazminatını hak etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; "... davacıların murisinin sigorta poliçesi düzenlenirken Samsun Medical Park Hastanesinde pankreans kanseri tedavisi gördüğü ,sigortalı murisin bu durumu davalıya beyan etmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1435. Maddesine göre sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bilmesi gereken ve bildiği tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, beyan yükümlülüğünün ihlali sebebiyle gerçekleşen rizikodan dolayı sigortacının tazminat ödeme sorumluluğunun ortadan kalkacağı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; poliçenin eksik ve gelişi güzel bir şekilde hazırlandığını, gerekli bilgilendirmenin yapılmadığını ve karşılaşılacak olumsuzluklar hakkında hiçbir somut verinin olmadığını, emsal Yargıtay kararlarının dikkate alınmadığını, imzalanan sigorta sözleşmesinde murisin sağlık ile ilgili kısımda "okuduğuna, anladığına" dair herhangi bir el yazısı olmadığını, hastalık beyan kısmında yalnızca bilgisayar üzerinden sigortacı tarafından işaretlenen "hayır" seçeneklerinin olduğunu, müvekkili ile hastalık ve sağlık durumu ile ilgili konuşma yapılmadığı gibi, kendisinden sağlık durumunu belgeleyecek herhangi bir belge istenmediğini, kredi sözleşmesi imzalanırken, yüzeysel açıklamalar ile murise sözleşme imzalatıldığını, murise bilgi verilmediğini, aydınlatılmadığını, müteveffanın tedavi sürecinde kesin olarak teşhisi konmuş bir kanser hastalığının bulunmadığını, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, murisin bir an için kesin olarak teşhisi konmuş bir kanser hastalığı olduğu varsayılsa bile, bu hastalık ile savaşan kişiler ve hasta yakınları da çok iyi bilmektedir ki, uygulamada doktorlar ve hastane tarafından kendilerine kanser hastası olduğunun söylenmediğini, hastanın bu durumu bilemeyeceğini, müteveffanın kredi borcunun mirasçıları tarafından tamamen ödenerek kapatıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"... davacıların murisi sigortalıya ait 04.12.2013 tarihli, 11.12.2013 tarihli, 29.01.2014 tarihli epikriz raporları, 03.02.2014 tarihli radyoloji raporlarına göre, safra yolu maling neoplazmt (kanser) teşhisi konulduğu, sigortalı müteveffa Halil ...'nın 15.07.2015 tarihinde vefat ettiği, poliçe başlangıç tarihinden önce tespit edilen hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, davalı sigorta şirketi tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği, 6102 sayılı TTK hükümleri ile Hayat Sigortaları Genel Şartları gereğince davanın reddi gerektiği, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepler ve resen görülecek nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Hayat Sigortası Poliçesinden kaynaklı vefat tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddeleri, Hayat Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
Somut olayda; davacılar murisinin kullanmış olduğu esnaf kredisi nedeniyle, davalı sigorta şirketi tarafından, 09.03.2015-09.03.2016 tarih aralığı için hayat sigorta poliçesi düzenlenmiş, sigortalı muris, sözleşme süresi içinde, 15.07.2015 tarihinde vefat etmiştir. Dosya kapsamında bulunan hayat sigortası başvuru formunda, murisin sağlığı ile ilgili sorulara hayır cevabı verdiği ve imzası ile bunu tevsik ettiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce "pankreas kanseri" olduğunu bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu nedenle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur.
Davalı tarafından poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.
Gerek TTK'nun 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında, İlk Derece Mahkemesince, İstanbul Adliyesinde görevli adli tıp uzmanından, murisin bildirilmeyen hastalığı ile ölüm sebebi arasında illiyet bağının olup olmadığı hususunda rapor alınmıştır. Rapor içeriğinde, muris sigortalının ölüm belgesinden, ölüm sebebinin , Kardiyojenik şok, Akut Koroner Sendrom olduğu, murisin dosyada mevcut tüm tedavi evrakları ve hastane epikriz raporlarından ölüme sebep olan hastalığın Safra Yolları Malign Tümörü, Akut Pankreatıt ve Duedonum Kanseri sonucu solunum ve dolaşım yetmezliği sebebi ile vefat ettiği, tanısı konulmuş olan bu hastalığı ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür.
İlk Derece mahkemesince işbu rapor hükme esas alınarak, davacıların talebinin teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ,davacılar vekilinin istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Ancak varılan sonuç eksik incelemeye dayalıdır.
Zira hükme esas alınan raporda, sigortalı murisin ölüm belgesinde Kardiyojenik şok, Akut Koroner Sendrom nedenine bağlı vefat ettiği belirtilmiş ise de dosya kapsamında ,raporda bahsedilen kati ölüm belgesine rastlanmamıştır.
Bununla birlikte, sigortalı murisin 21.11.2013 tarihinde Whipple operasyonu geçirdiği ve (pankreas kanseri) tedavilerinin bulunduğu sabit olduğuna göre , rapor düzenleyen heyetin içinde Onkoloji Doktorunun ve (incelendiği belirtilen ölüm belgesindeki ölüm nedenine göre de) Kardiyoloji Doktoru bilirkişinin bulunmadığı, tek bir adli tıp uzmanı tarafından tanzim edildiği, bu hali ile yetersiz bir rapor olduğu, hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır.
Bu durumda , mahkemece öncelikle davacılar murisinin tedavi evrakları içinde eksiklik bulunması halinde ilgili hastanelerden celbi, yine murisin ölüm sebebinin tespiti için kati ölüm belgesinin dosyaya kazandırılması ondan sonra Adli Tıp Kurumundan içerisinde onkolog ve kardiyoloji doktorunun da bulunduğu heyetten rapor alınarak , sigortalı murisin tedavi gördüğü ve bildirmediği hastalığı ile ölümü arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalıktan meydana gelip gelmediği tespit ettirilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.