7. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalının yemek şirketi olan işyerinde 1.7.2003-24.11.2010 tarihine kadar Bölge Müdürü olarak çalıştığını, bu tarihte yaş şartı beklenmeksizin emekli olmak isteği ile tüm alacaklarını alarak işyerinden ayrıldığını, sözleşme gereği işten ayrıldıktan sonra 12 aylık dönem boyunca rakip firmada çalışma ve işçi ayartma yasağı olduğunu, ancak davalının rekabet yasağına aykırı davranarak işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra rakip SOA isimli yemek üreten işyerinde işe girmiş ve bir kısım personeli ayartarak kendi çalıştığı şirkete geçmeye teşvik etmiş olması nedeniyle her ihlal için son aldığı ücretin brüt tutarının 3 katı tutarında cezai şart ödemesi gerektiğinden bahisle cezai şartın davalıya ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirketin üretim bölümünde çalıştığını yasaklama getirilecek bir bölümde çalışmadığını, cezai şartın tek taraflı olması nedeniyle Yargıtay içtihatlarına göre ve, herhangi bir coğrafi bölge ve süreden bahsedilmediğini bu nedenle de geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ceza-i şartın geçersiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
İş sözleşmesinin doğası gereği akdin devamı müddetince işçi yanında çalıştığı işveren ile rekabet yapamaz. İşçi tarafından işverenle rekabet etme anlamı taşıyabilecek davranışlarda bulunması 4857 sayılı Kanunun 25. maddesine göre sakakat borcunun ihlali olarak değerlendirilir. İşçinin sadakat borcu iş sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğar, sözleşmenin sona ermesine kadar devam eder ve iş sözleşmesinde sadakat yükümlülüğü ile ilgili herhangi bir hüküm yer almasına da gerek yoktur. Akdin devamı sırasında anılan şekilde işçinin işverenle rekabeti anlamına gelebilecek bir başka anlatımla sadakat borcuna aykırılık teşkil edebilecek davranışlarına bağlı olarak açılacak tüm davaların 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1'inci maddesine göre İş Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinde şüphe yoktur.
818 sayılı Borçlar Kanununun 10. babı içerisinde rekabet yasağına dair maddeler bulunmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesinde yeralan düzenlemede "...akdin hitamından sonra..." kelimelerine yer verilmiş bulunmaktadır.(paralel mahiyetteki düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi "...sözleşmenin sona ermesinden sonra..." kelimeleri) Anılan bu madde ile akdin sonlanmış olmasına vurgu yapılmakla iş sözleşmesinin bitiminden sonra yapılmaması gereken hususlar hakkında düzenleme getirildiği sonucuna varmak gerekir.
İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile rekabet etmeyeceğine dair rekabet etmeme borcu sadakat borcunun aksine her iş sözleşmesi açısından söz konusu değildir. İşçi bakımından böyle bir yükümlülükten bahsedilebilmesi için iş ilişkisi devam ederken işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinden ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalanması ya da iş sözleşmesine rekabet yasağına dair bir hükmün konulması gereklidir. Bahsedilen şekilde ortaya çıkacak olan Borçlar Kanunununda düzenlenmiş rekabet etmeme borcu ise sadakat borcunun aksine iş sözleşmesinin bitiminden sonra doğacak bir borç niteliği taşır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-3 maddesine göre 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. maddesinden kaynaklanan davalar mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Mutlak ticari davaların ise Ticaret Mahkemelerince incelenip karara bağlanması gerekir.
Somut olay bu çerçevede irdelendiğinde: Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet etmeme ve gizlilik taahhüdü ile işten ayrıldığı tarihten itibaren 12 ay içinde aynı alanda faaliyet gösteren firmalarda çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve böylece rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla bu dava açılmıştır
Davalının; taahhüdün düzenlendiği tarihte davacı şirkete ait işyerinde ve hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı hususu tartışmasızdır.
Davalının daha sonra 24.11.2010 tarihinde yaş şartı beklenmeksizin emekli olma talebiyle iş akdini feshederek işyerinden ayrıldığı sabittir.
Davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş akdinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.
Gerek davalı işçinin açıklanan taahhüdünün kapsamı, gerek davalının davacıya ait işyerinden emekli olarak ayrılmış ve başka bir işyerinde çalışmaya başlamış olması ve gerekse de davacının istemi ile davanın açıklanan özelliğine göre; davalının rekabet yasağını ihlal eden davranışının açık biçimde iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğu; bu davranışın, hizmet akdinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3.maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığında duraksama bulunmamaktadır. Mutlak ticari davaların görülme yeri ise, açık biçimde Ticaret Mahkemeleridir. HGK.'nun 29.02.2012 T., 2011/11-781 E. 2012/109 K., 27.02.2013 T., 2012/9-854 E.-2013/292 K.sayılı kararları) Mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de Ticaret Mahkemesine ait olup; mahkemece görevsizlik kararı vermesi gerekirken işin esasına girerek davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.