11. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/07/2009 tarih ve 2007/540-2009/401 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, müvekkili şirketin kuruluşundan ... tarafından el konulduğu tarihe kadar yönetim ve denetim kurulu üyeliklerini yaptıklarını, şirket anasözleşmesine göre 500.000 TL olan şirket esas sermayesinin ¼'ünün tescil tarihinden itibaren üç ay içinde, kalanının ise 01.04.2006 tarihine kadar ödenmesinin gerektiğini, söz konusu sermaye borcunun ilk kısmının ödenmemiş olmasına rağmen davalıların bu bedelin tahsili için herhangi bir girişimde bulunmadıklarını, bu nedenle davalılar hakkında sorumluluk davası açılması konusunda şirket genel kurulunda karar alındığını ileri sürerek, 10.000 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 31.01.2008 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek 125.000 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı şirkette denetçi olan müvekkilinin TTK'nun 353. maddesi uyarınca dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ..., ... vekili, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerinin, şirkete el konulduğu tarihe kadar görevlerini kanun ve anasözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluk şartlarının doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından şirket anasözleşmesinde öngörülen sermaye borçlarının ödenmesi konusunda herhangi bir takip başlatılmadığı, bu durumda iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarını gerektirir bir kusur ve işlem tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket bir anonim şirket olduğundan, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 vd.) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. O halde mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.