11. Hukuk Dairesi
description Karar Metni
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2009/102-2009/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25/10/2011 gününde davacı ... avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki Hayat Sigortası Sözleşmesi uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken (72.460) TL talep edildiğinde, davalının 12.01.2009 tarihli yazı ile sözleşmenin enflasyona endeksli olmadığını ve (10,25) TL ödeyebileceğini bildirdiğini, müvekkilinin hata ve hile durumunu bu yazı ile öğrendiğini ileri sürerek, şimdilik (8.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, taraflar arasında 09.01.1974 başlangıç tarihli 30 yıl süreli hayat Sigortası Sözleşmesi bulunduğu, TTK'nun 1268 ve 1332/ son maddeleri uyarınca sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı ve sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, sigorta bedelinin bu sürenin sonuda muaccel olacağı, somut uyuşmazlıkta ise riziko gerçekleşmeden poliçenin 09.01.2004 tarihinde sona erdiği, davacının 24.11.2006 tarihinde davalı kayıtlarına giren 21.11.2006 tarihli dilekçe ile ödeme talebinde bulunduğu, bu durumda zamanaşımı süresinin 24.11.2006 tarihine 5 gün ilavesi ile 29.11.2008 tarihinde sona erdiği, davanın ise 16.03.2009 tarihinde açıldığı, her nekadar 7397 sayılı Sigorta Murakebe Kanunu'nun 19. maddesinde 10 yıllık bir süre öngörülmüş ise de 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca 14.06.2007 tarihinde, yani dava tarihinden önce, bu düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa dava konusu sigorta sözleşmesi 09.01.1974 başlangıç tarihli ve otuz yıl süreli olup, sigorta süresi 09.01.2004 tarihinde sona ermekte, davacı da poliçede süre sonu sigorta bedeli olarak belirtilen (72.460) TL.’nın tahsilini talep etmektedir. Somut olayda gerçekleşen bir riziko söz konusu olmadığından, sigorta bedelinin muaccel hale gelmesi için sigortacıya her hangi bir bildirimde bulunmaya da gerek yoktur. Dolayısıyla sigorta bedelinin tahsili istemi yönünden zamanaşımı süresi 09.01.2004 tarihinde işlemeye başlar. Zamanaşımı süresinin hangi kanuna tabi bulunduğu da dava tarihine göre değil, zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarihe göre belirlenmelidir. 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nu değiştiren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ise 14.06.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davanın 09.01.2004 tarihinde yürürlükte bulunan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 19. maddesinde belirtilen on yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesine girişilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İşlemler
İlgili Mevzuat & Etiketler
label Anahtar Kelimeler
Atıf Yapılan Kararlar
Henüz atıf yapılan karar bulunmamaktadır.